Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

8 Temmuz 2026 Çarşamba

Hamlıktan olgunluğa, koruktan üzüme yolculuk...

 

Ey dünya hanının aziz yolcusu;
dünya bir bağ, bu bağda koruk da var üzüm de !

Bağa girdin işte...koruk yersen dişlerin kamaşır unutma ! Sabret de koruklar üzüm olsun, ondan sonra ister onu ye, ister pekmez yap ister pestil ya da şerbet eyle iç... 

Yeter ki vaktinden evvel koparma dalından; hamlığın cezası sabırsızlığın diyetidir.

Bu dünya hanında menzile yürürken, yolun dikenine bakıp da gülü inkâr etme. Korukta saklı olan o gizli cevher, ancak zamanın değirmeninde pişer de şerbete, pekmeze dönüşür. Ham meyveyi koparanın ise eli boş kalır, kalbi telaşla solar.

Hamlıktan Olgunluğa Yolculuk

Gözünü ve gönlünü o bağın sahibine teslim et ki;

Sabır, acı bir kökten tatlı bir meyve devşirmenin adıdır.

Zaman, koruğu helva eyleyen o görünmez simyacıdır.

Rıza, önündeki ekşiye bakıp, gelecekteki tatlıyı şimdiden görebilme ferasetidir.

Söyle ey yolcu, bu hanın kapısından ham girdin de, pişmeden çıkmaya niyetin mi var? 

Dişini kamaştıran o ekşilik, aslında seni olgunluğa çağıran bir terbiyeden ibarettir. Sabret ki bağın da muradın da tamama ersin.

Dün hamdık, bugün pişiyoruz; yarın ise o sabrın bereketiyle süzülüp kelâma, sese ve nefese dönüşüyoruz.

Dünya hanında, o kadim koruk misali, ekşi basamaklardan geçip tatlanalım, zamanın değirmeninde demlenen pekmezi, o hakikat yolculuğunu mısralara dökelim:

Bağın Sırrı

Dünya bir bağ imiş, insan bir yolcu,
Vaktini bekleyen korukta sır var.
Hamken menzil arar bedenin burcu,
Sabrın imbiğinde mutlak hayır var.

Dişini kamaştırır ekşimsi acı,
Zaman simyacıdır, sabır ilacı.
Gönül teknesinde pişer her yolcu,
Olgunlaşan dilde başka bir nur var.

İster pekmez eyle, ister şerbet yap,
Dalından koparma, olgunlaşır, bak.
Menzile varmaktır aslolan hesap,
Bu hanın içinde gizli bir sır var.