Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

2 Temmuz 2026 Perşembe

Şiir ve bestesi: Felekle satranç oynama, şah çeker mat olursun


Felekle satranç oynama, şah çeker mat olursun,
Kaderin ince sırrına ermeden dert bulursun.
Zaman usta bir oyuncu, hamlen boşa çıkar bak
Mağrur adımlar atma ha, bir gün yolda kalırsın.

Tahtına güvenme sakın, piyonlar da can yakar,
Göz açıp yumana kadar, tahtın elinden kayar.
Kul plânını yaparken felek yukardan bakar,
Kendi kazdığın kuyuya, bir gün kendin düşersin.

Nefsine uyup da öyle, vezire bel bağlama,
Kaybettiğin her taş için, dönüp dönüp ağlama.
Dünya bir oyun yeridir, hırsla yürek dağlama,
Vakti gelince bu elden, sessizce savrulursun.

Sanma ki her hamle senin, kul çözemez düğümü,
Zaman un ufak eder bak, sarayını mülkünü.
Nefis denen o girdapta, yitirirsin ülkünü,
Felek alır elinden bak, giydiğin o kürkünü

Hakikatin aynasında, erir kibir dağları,
Bir nefeste darmadağın olur ömür bağları.
Zirvelerden izler felek, geçen bütün çağları,
Aç gözünü seyret artık, şu çözülen ağları.

Söz-Müzik:Prof.Dr. Suat KIYAK

Kalabalıklar ve silik şahsiyetler...

 

Her nedense, çoğu insanın tek başına duruşu ve davranışı ile, kalabalıktaki duruşu ve davranışı değişiyor...kalabalıklarda, şahsiyet oluşturamamış silik bireyler, sürü davranışı sergilemeye başlıyor...

Sosyopsikolojik açıdan son derece derin bir tespitle mevzuya giriverdik. Bu keskin dönüşüm, aslında insanın evrimsel geçmişi ile bireysel tekâmülü arasındaki o büyük çatışmada gizli.

Bir insanın tek başınayken sergilediği duruş, onun "öz kimliğidir". Maskelerinden sıyrıldığı, kendi vicdanı, entelektüel birikimi ve ahlâki pusulasıyla baş başa kaldığı andır. Ancak ne zaman ki o "tekil" insan bir kalabalığın parçası haline gelir, işte o zaman psikolojide ""kitle psikolojisi" veya "bireysizleşme" denilen o tehlikeli süreç başlar.

Bu dönüşümü ve "silik bireyin sürü davranışını" birkaç temel dinamikle açıklayabiliriz:

Sorumluluğun Dağılması ve Anonimlik

Kalabalık, zayıf karakterler için muazzam bir sığınaktır. Tek başınayken yaptığı bir davranışın tüm ahlaki, hukuki ve sosyal sorumluluğunu üstlenmek zorunda olan birey, kalabalığın içinde "görünmez" olduğunu hisseder. Sorumluluk binlerce parçaya bölündüğünde, kendi payına düşen suçluluk duygusu da hafifler. Bu anonimlik, normalde tek başınayken asla yapmayacağı çiğlikleri, zorbalıkları ya da taşkınlıkları yapma cesareti verir.

Akıl Tutulması ve Duygu Bulaşması

Gustave Le Bon’un klasik eseri "Kitleler Psikolojisi’nde belirttiği gibi; kitleyi oluşturan bireylerin zekası ne kadar yüksek olursa olsun, bir araya geldiklerinde ortaya çıkan "kolektif zihin" ilkel bir düzeydedir. Kalabalıkta mantık devre dışı kalır, duygular (özellikle öfke, coşku, korku) bir virüs gibi hızla bulaşır. Şahsiyetini inşâ edememiş insan, bu güçlü akıntıya karşı duracak bir iç dirence sahip olmadığından, rüzgârdaki yaprak gibi savrulur.

"İnsan" Olma Yolundaki Eksiklik (Şahsiyet İnşâsı)

Meselenin özü "şahsiyet oluşturamamaktır". Ontolojik olarak kendi varlığını, değerlerini ve hayattaki duruşunu tahkim edememiş, "özü" ile "aksini" bir kıvama getirememiş birey, içindeki o derin boşluğu bir aidiyet hissiyle doldurmaya çalışır. Sürüye katılmak, ona sahte bir güç ve güvende olma hissi verir. Kendi başına bir "hiç" olma korkusu, onu kalabalığın "hepsi" olmaya iter.

"Sürü davranışı hayvanda içgüdüsel, insanda ise iradesizlikten doğan bir sığınmadır."

Kendi zihnini işletmeyen, iki lobun dengesini kurup hadiselere hem rasyonel hem de vicdani bir süzgeçten bakamayan her insan, ne yazık ki bir gün o silik kitle figürüne dönüşme riskiyle karşı karşıyadır. Modern çağ, bugün bu sürü psikolojisini geçmişe kıyasla daha tehlikeli bir boyuta taşımıştır.

Asıl asalet ve gerçek entelektüel duruş; kalabalıklar ne yöne akarsa aksın, kendi doğrusunun üstünde, tek başına da olsa bir anıt gibi dimdik durabilmektir, vesselâm.

Kır kabuğu, kırmayanlar aldanır...


Kabuğun cilasına aldanıp kanma !
Kır kabuğu gör içinde öz var mı?
Ya çürükse, ya kofsa, ya küflenmişse
Kır kabuğu, kırmayanlar aldanır...

Nicesin dışı ak, içi kapkara,
Sözün şifa sanırsın, açar bir yara.
Bakma öyle yaldızlı konuşana;
Kır kabuğu, kırmayanlar aldanır...

Cevherin kıymeti derinde saklı,
Görünüş yanıltır her zaman aklı.
 Parlayan her şey sanma ki pâktır;
Kır kabuğu, kırmayanlar aldanır...

Özü pâk değilse, sözü ne fayda?
Gözü yükte ise, izi ne fayda?
Nefsin gözü doymaz yalan dünyada;
Kır kabuğu, kırmayanlar aldanır...

Aldanma hiç boyalı suretlere,
Meyletme hiç öyle boş kehanete,
Erişmek istersen eğer hikmete;
Kır kabuğu, kırmayan cahil kalır...

Kabuktan geçmeyen öze varamaz
Basireti bağlı özü göremez
"Ben" diyen adem dünyadan vazgeçmez
Kır kabuğu, kırmayanlar utanır...

Söz-Müzik:Prof.Dr. Suat Kıyak