Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

9 Temmuz 2026 Perşembe

Üstüne karşı köle astına karşı cellat olanlar...

 

"Muktedirin kapı eşiğinde ayakkabısını çıkarıp da,  kapısını giydiği çizme ile tekmeleyip açarak zayıfların evine giren kötü ahlâklıların olduğu bir toplumda adalet ve vicdandan söz edilemez..."

Çünkü o eşikte bırakılan şey yalnızca bir çift ayakkabı değil, insanın kendi haysiyetidir.

Güç karşısında eğilirken ayakları çıplak kalanlar, zayıfı ezerken demir ökçeli çizmelere bürünürler. Muktedirin sarayında sergilenen o mutlak itaat ve eziklik, dışarıdaki masumun kapısında vahşi bir zorbalığa tahvil edilir. Bu, gücün ahlâkına değil, ahlâkın gücüne inananların asla kabul edemeyeceği bir çürümedir.

Böyle bir düzende;

Adalet, güçlünün keyfine göre eğilip bükülen bir kalkana,

Vicdan, sadece zayıfın canı yandığında sığındığı sessiz bir çığlığa,

Hukuk, mazlumun boynunu sıkan, zalimin ise elini rahatlatan bir kırbaca dönüşür.

Yukarıya karşı köle, aşağıya karşı cellat olan bu iki yüzlü karakterler, bir toplumu içeriden çürüten en tehlikeli mikroplardır. Zira bir sistemin adalet terazisi, muktedirin önünde kaç derece eğildiğinle değil, en savunmasız olanın hakkını korurken ne kadar dik durduğunla ölçülür.

Eğer bir toplumda çizmelerin çıkardığı gürültü, kırılan kalplerin ve gasp edilen hakların sesini bastırıyorsa, oradaki huzur sadece bir illüzyondan ibarettir. Gerçek asalet ve ahlâk; güce karşı izzetini, zayıfa karşı ise merhametini koruyabilenlerin harcıdır.

Bu çürümenin temelinde, gücü kendinden menkul sananların o derin ve ilkel aşağılık kompleksi yatar. Muktedirin kapısında ezilen o cüce ruhlar, kaybettikleri izzeti zayıfın evini talan ederek geri kazanmaya çalışırlar. Ancak bilmezler ki; zalimin gölgesinde büyüyenlerin kendi gölgesi olmaz. O gölge çekildiğinde, geriye sadece çırılçıplak bir zavallılık kalır.

Böyle toplumlarda ahlâki çöküş, dalga dalga yayılan üç büyük aşamayla kurumsallaşır:

İnsanlar hissizleşmiştir (Kanıksama)...Çizme sesleri artık bir irkilme yaratmaz; zulüm, gündelik hayatın sıradan bir dekoru haline gelir.

Kelimeler iğfali edilmiştir...Kavramların içi boşaltılır. Güçlünün zorbalığına "strateji" veya "düzen", zayıfın uğradığı haksızlığa ise "kader" denmeye başlar.

Ganimet kültürü yaygınlaşmıştıt...Hak, bir adalet ilkesi olmaktan çıkar; güçlü olanın altındakinden koparıp aldığı bir ganimete dönüşür.

Zamanın sarkacı her zaman aynı yöne sallanmaz. Entropi, sadece fiziki sistemleri değil, ahlâktan yoksun güç odaklarını da eninde sonunda kendi kaosuyla vurur. Muktedirin kapısına serilen o çizme sahipleri, gün gelip de o kapı kapandığında, kendi ürettikleri o vahşi çarkın dişlileri arasında ezilmekten kurtulamazlar.

Çünkü vicdan, bastırıldıkça biriken ve patladığında sarayları bile sarsan sessiz bir enerjidir. Bir toplumun kurtuluşu, muktedire yeni köleler yetiştirmekten değil; her ne pahasına olursa olsun o çizmenin altında ezilen masumun hakkını, adalet terazisinin kefesine dimdik koyabilen o "tek bir hakiki insandan" başlar.

Sağlık ve safâlıkla kalınız...