Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

12 Temmuz 2026 Pazar

İki Farklı Dünya, İki Farklı Terazi...

Bir yanda; "gülden terazi tutarlar gülü gül ile tartarlar" diyen gönül erleri, diğer yanda "tezekten terazinin, tezekten olur dirhemi" diyerek tartan esfele safilin zevat....

Bu iki uç nokta, aslında insanlığın ve medeniyetin iki farklı aynasıdır. Bir tarafta ruhu incelmiş, her şeye sevgi ve zarafet nazarıyla bakan, "gönül gözü açık insanlar"; diğer tarafta ise çiğliği, kabalığı ve menfaati rehber edinmiş, esfel-i safilîn (aşağıların aşağısı) derekesine inmiş "maddeciler".

Bu tezatı biraz daha açarak devam ettirelim:

İki Farklı Dünya, İki Farklı Terazi

Gönül Erlerinin Terazisi: Onların dünyasında ölçü birimi "sevgidir, saygıdır, inceliktir". Alıp verdikleri her şey kalbe dairdir. Gülü yine gülle tartacak kadar naif, terazisi bile gülden olacak kadar zariftirler. Onlar için adalet, incitmeden bulmaktır dengeyi.

Aşağıların Aşağısı Zevatın Terazisi: Onların dünyasında ise ölçü birimi "çıkardır, hırstır, cehalettir". Asaletin olmadığı yerde adalet arayanların, liyakatsizliği kural edinenlerin terazisidir bu. Haliyle o teraziden çıkacak hüküm de dirhem de kendi özü gibi çürüktür, pistir.

Mesele Özde ve Ölçüdedir:

İnsan, hayata hangi pencereden bakıyorsa elindeki terazi de ondan yapılır. Kalbi temiz olanın tartısı gül kokar; aklı ve ruhu kirlenmiş olanın tartısı ise çamurdan öteye geçemez.

O tezekçi zevatın ahlâkı—daha doğrusu ahlâksızlığı—bireysel bir kusur değil, kolektif bir çürüme modelidir. Zarafetin tasfiye edildiği, kabalığın ve menfaatin başköşeye oturtulduğu yerlerde bu zihniyet kendi "normunu" yaratır.

Bu zevatın ahlâki kodlarını, karakter haritasını ve beslendiği damarları açıkça ortaya dökelim:

1. Kıymet Bilmezlik ve Değer İndirgemeciliği

Bu zihniyetin en belirgin özelliği, kendi çamurlu dünyasına ait olmayan hiçbir güzelliği idrak edememesidir. Karşısına bir "gül" koysanız, onun kokusunu, estetiğini veya ruhunu göremez; ona sadece "kaç para eder?" ya da "bana ne faydası var?" gözüyle bakar. Yüce olanı aşağıya çekmek, mukaddes olanı sıradanlaştırmak ister ki kendi sefaleti sırıtmasın.

2. Güce Tapınma ve Menfaat Perestlik

Tezekten terazinin dirhemi menfaattir. Bu zevat için ahlâk, duruma ve kişiye göre esneyen bir sakızdır. Güçlünün karşısında el pençe divan dururken, zayıfı gördüğü yerde ezmekten çekinmez. Doğrunun değil, rüzgârın yanında saf tutar. Çıkarı bittiği an, dün övdüğü her şeyi bugün yermekten hicap duymaz.

3. Kabalığın ve Çiğliğin Meşrulaştırılması

Edebi, inceliği ve hayayı bir "zayıflık" olarak görürler. Kendi kaba lisanlarını, fütursuzluklarını ve hadsizliklerini "harbilik" ya da "doğallık" ambalajıyla pazarlarlar. Sesinin çok çıkmasını haklılık, arsızlığı ise özgüven zannederler. Oysa bu, içteki derin bir aşağılık kompleksinin dışa vurulmuş gürültüsüdür.

4. Liyakatsizlik ve Çamur Düzeneği

Kendi terazileri pislikten olduğu için, tarttıkları değerler de hep kendileri gibi cüce kalır. İş bilenin değil, "gemisini yürütenin" makbul olduğu bir iklim yaratırlar. Adaleti ve liyakati bilerek katlederler; çünkü adil bir tartıda kendilerinin hiçbir ağırlığının olmayacağını çok iyi bilirler.

Ego Medeniyeti:

Aslında bu zevat, insanı hayvandan ayıran o ulvi eşiği (akıl, vicdan, kalp) geçememiş, egonun esiri olmuş bir güruhtur. Dünyaya sadece tüketmek, hükmetmek ve kirletmek için bakarlar.

Sözün özü; gül bahçesini bilmeyen, gübreliğin sultanı olmayı maharet sayar. Onların trajedisi de, pislettikleri o dünyada nefes alıp vermeyi yaşamak zannetmeleridir.

Bizlere düşen; tezekten terazilerle dünyayı tartmaya çalışanların gürültüsüne kulak tıkamak ve ne olursa olsun elindeki "gül terazisini" kaybetmeyenlerin safında yer alabilmektir. Çünkü dünya kabalaştıkça, zarafeti korumak en büyük direniştir.

Sağlık ve safâlıkla kalınız.