Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

24 Temmuz 2026 Cuma

Şirazesi kaçmış cemiyyet Yazıları - 4: Estetiğin İnfazı ve Gürültüye Teslim Olan Sanat

 

Kültürden, dilden ve ahlâktan bahsettikten sonra, yozlaşmanın en görünür, en çok kulak tırmalayan cephesine, yani estetik ve sanat anlayışımıza geliyoruz. "Tepesi atık" olmamak elde değil; zira bir toplumun iç ritmi bozulduğunda, bu ilk olarak onun sanatına, musikisine ve edebiyatına yansır. Bugün karşı karşıya olduğumuz şey, sanatın evrimleşmesi değil, estetiğin taammüden infazıdır.

Ahengin Kaybı ve Vezinsiz Hayatlar

Hayatın, tıpkı iyi yazılmış bir şiir gibi kendi içinde bir matematiği, bir ölçüsü ve uyumu olmalıdır. Kıtalar arası bir bağ, dizelerde şaşmaz bir durak, o zarif vezin dengelerinde olduğu gibi toplumsal yaşantının da bir ahengi vardır. Ancak günümüzde bu iç uyum darmadağın oldu. Anlamın yerini slogan, kelâm-ı kibarın ve hikmetin yerini anlamsız kelime yığınları aldı. Kelime tekrarlarının estetikten ziyade tekrara düştüğü derme çatma metinlerin "edebiyat" diye pazarlandığı bir sığlığa hapsolduk. Estetik, ucuz bir vitrin süsüne indirgendi.

Gürültü Çağında Mûsıkînin Susuşu

Müzik, insanın ruhuna dokunan, incelikli bir felsefenin sese dönüşmüş halidir. Bir udun tellerindeki hüznü, bir kanunun mızrabındaki zarafeti duymak; köklü bir makamın, bir Nihavent'in ya da Rast'ın o engin denizinde yolculuğa çıkmak, dinleyiciyi terbiye eder. Oysa bugün müzik, ruhu beslemekten ziyade, mekanik ritimlerin ve sentetik seslerin tahakkümü altında bir "gürültü" üretimine dönüştü. Hızın ve hazzın dayattığı bu gürültü çağında, kulaklar sağırlaşırken, mûsıkî ince sesini yitiriyor. Tüketilmek için saniyeler içinde üretilen ezgiler, kalıcı eserlerin yerini alıyor.

Çağdaşlık Kılıfında Şekilcilik

Sanatı ve estetiği geçmişin köklerinden beslemek ile onu müzelik bir eşya gibi eski kıyafetler içinde dondurmak aynı şey değildir. Gerçek sanat, form olarak çağdaş olmak zorundadır. Ancak çağdaşlaşmayı, köksüzlük ve yüzeysel bir asimilasyon vasıtası olarak yaşayanlar ile geleneği sadece tarihi kostümlere indirgeyen şekilciler arasında sıkışıp kaldık. Oysa bize gereken; o derin felsefi ve sanatsal mirası, bugünün modern, çağdaş yüzüyle ve günümüz insanının idrakine çarpacak bir cesaretle yeniden üretebilmektir.

Sanatın metalaştığı, estetiğin can çekiştiği bu dönemde, kelimeleri ve notaları yozlaşmaya karşı birer direniş aracı olarak kullanmaktan başka çaremiz yok. Çünkü estetiğini kaybeden bir toplum, nezaketini ve nihayetinde insanlığını da kaybeder.

Devam edecek...