Genç nesillerde mükemmelliyet mi arıyorsunuz ?
Peki onların rol modelleri kim idi...şikâyeti bırakınız, önce mükemmelliyet hedefine siz yaklaşmaya çalışınız !
Otomobilin arka tekerleği ön tekerleği takip eder değil mi?
Eskilerin "numûne-i imtisal" dedikleri birtabir vardı, uyulması, örnek alınması gerekenler için kullandıkları...yani idol, rol model.Genç nesillerin duruşu, doğrudan önlerindeki dönemin, yetişme ikliminin ve kendilerine sunulan rol modellerin bir aynasıdır. Bir toplumun yetişkin kuşakları, kendi sundukları örneğin ötesinde bir olgunluk veya kusursuzluk talep ettiğinde, sistemin en temel nedensellik bağı kopar.
Otomobilin arka tekerleği ön tekerleğin izinden gider, çünkü ilerlemenin yönünü, sapmasını, hızını ve savrulmasını belirleyen ön tekerlektir. Dolayısıyla, izlenen yol beğenilmiyorsa bakılması gereken ilk yer takip edenler değil, yolu açan ve iz bırakanlardır.
Gençlerden beklenen yetkinlik, erdem ve mükemmeliyet; ancak o gençlere ilham veren, yol gösteren ve hayatıyla örnek olan liderlerin, eğitimcilerin ve ebeveynlerin niteliği kadar mümkündür. Sürekli eleştirmek ve şikâyet etmek yerine, önce o hedefi kendi yaşamında görünür kılmak, sorumluluğun asıl sahibine düşen en doğru yaklaşımdır.
★
Bundan mütevellit önce aynaya bakınız, sonra etrafa eleştiri yöneltiniz...
Bir insanı veya toplumu değerlendirmeden önce kişinin önce kendi duruşunu, eylemlerini ve sorumluluklarını tartması, samimiyetin ve adaletin ilk şartıdır. Kendi eksikleriyle yüzleşmekten kaçınan, çuvaldızı kendine batırmadan başkalarına iğne değdirmeye çalışanın her eleştirisi; muhatabında karşılık bulmaktan ziyade bir direnç ve samimiyetsizlik hissi yaratır.
Kişi aynaya evvela bakacak sonra etrafa...
Ayna, insanın kendi gerçeğiyle kaçamadan yüzleştiği en net alandır. Sözlerin, vaatlerin veya beklentilerin altının ne kadar dolu olduğu ancak o aynaya bakıldığında anlaşılır. Dönüştürmek, iyileştirmek veya yol göstermek isteyen herkesin işe önce kendi kapısının önünü süpürerek başlaması, sözün etkisini ve ağırlığını artıran tek yoldur. Kendi eksiklerini görüp tamamlamaya gayret eden bir anlayış, etrafına eleştiri savurmaya ihtiyaç bile duymadan, yalnızca varlığı ve duruşuyla dönüştürücü bir güce ulaşır.
Bir insanı veya toplumu değerlendirmeden önce kişinin önce kendi duruşunu, eylemlerini ve sorumluluklarını tartması, samimiyetin ve adaletin ilk şartıdır. Kendi eksikleriyle yüzleşmekten kaçınan, çuvaldızı kendine batırmadan başkalarına iğne değdirmeye çalışan her eleştiri; muhatabında karşılık bulmaktan ziyade bir direnç ve samimiyetsizlik hissi yaratır.
Şu kadim bir benzetme, insan tabiatının en derin çelişkilerinden birini özetler: Kendi gözündeki devasa merteği (kütüğü) görmezden gelip, başkasının gözündeki küçücük saman çöpünü ayıplamak ve düzeltmeye kalkışmak.
Bu durum, psikolojik ve ahlâki açıdan birkaç temel gerçeğe işaret eder:
Projeksiyon ve Yansıtma: İnsan, kendi zihninde kabullenmekte zorlandığı kusurlarını ve yetersizliklerini başkalarına yansıtarak hafifleme yolunu seçer. Kendi büyük hatalarıyla yüzleşmenin getireceği sorumluluk ağır geldiğinde, etraftaki küçük eksikleri cımbızla çekip çıkarmak çok daha kolay bir kaçış yoludur.
Ahlâki Üstünlük İllüzyonu: Başkalarını eleştirmek, kişiye sahte bir ahlâki üstünlük hissi verir. Kendi gelişimini sağlama emeğinden kaçınanlar, etrafındakileri aşağıya çekerek veya onların önemsiz hatalarını büyüterek kendilerini "doğru" ve "yeterli" konumda hissetmeye çalışırlar.
Gelişime Kapalı Olmak: Kendi merteğini fark edip onu çıkarmaya odaklanan insan, öz eleştiri yapabilen ve kendini dönüştürebilen insandır. Saman çöpü avcılığına soyunanlar ise enerjilerini dışarıya harcadıkları için kendi kör noktalarının esiri olarak kalırlar.
Hakiki irfan ve olgunluk; başkasının lekesini aramadan önce kendi kumaşını temiz tutabilme cesaretidir. Kendi gözündeki merteği fark edip onu çıkarmak için ter döken bir zihin, zaten başkasının saman çöpüyle vakit kaybetmeyecek kadar kendi hakikatine odaklanmış demektir.
Önce mükemmel rol modeller...
İdeal bir toplum ve geleceğe güvenle bakan bir nesil inşâ etmenin temeli, soyut kurallar veya yüksek beklentiler değil, canlı yaşayan "mükemmel rol modellerdir."
İnsan, doğası gereği anlatılandan ziyade gördüğünü, duyduğundan ziyade tanık olduğunu benimser.
Sözün Değil, Eylemin Gücü: Gerçek rehberlik, ne söylenildiğiyle değil nasıl yaşandığıyla ölçülür. Dürüstlüğü, adaleti, çalışma ahlâkını ve nezaketi bizzat kendi hayatında sergilemeyen bir anlayışın, başkalarına bu erdemleri aşılaması mümkün değildir.
Tutarlılık ve Güven: Rol model olmanın temel taşı tutarlılıktır. Söylediği ile yaptığı çelişen, kendi koyduğu ilkelere öncelikle kendisi uymayan figürler, arkalarından gelen kuşaklarda yalnızca güven kaybı ve samimiyetsizlik hissi uyandırır.
Ulaşılabilir İlham: İdeal bir rol model, ulaşılmaz ve kusursuz bir heykel değil; hatalarıyla yüzleşebilen, gelişime açık, emeğe değer veren ve duruşuyla ilham veren yaşayan bir örnektir.
Gelecek nesillerden mükemmeliyet talep etmeden önce; ailede, okulda, siyasette, akademide, sanatta ve toplumun her kademesinde onlara baktıklarında imrenecekleri, izinden gözü kapalı gidebilecekleri sağlam kılavuzlar sunmak gerekir. Ön tekerlek doğru istikamette ve yalpalamadan ilerlediğinde, arkadan gelenlerin yolu zaten aydınlanmış olur.
Hasıl-ı kelâm; rehberlik etmek, eleştirmekten geçer. Kendini aynada tartmayan, kendi gözündeki merteği görmeyen ve hayatıyla ilham veremeyenlerin gelecek nesillerden mükemmeliyet beklemesi bir temenniden öteye geçmez.