İnsanın ömrü boyunca yüzlerce insanla yolu kesişir; çay içtiği, sohbet ettiği, güldüğü veya iş yaptığı pek çok arkadaşı olur. Fakat fedakârlık, adalet ve emniyet mertebesine ulaşmış bir dost, insana bir ömürde belki bir, belki iki defa nasip olur.
Bu yüzden sadece böyle bir dostu bulmak değil, bulduğunda o bağın kıymetini bilmek ve zedelememek de ayrı bir basiret gerektirir.
Böylesi dostlar fevkalade nâdirdirler, eskilerin deyimiyle "kibrît-i ahmer"(*) gibidirler...
Günümüz dünyasında bu nâdirliğin sebebi, ilişkilerin daha ziyade "fayda ve beklenti" eksenine kaymış olmasıdır kanaatimizce...işte bu husus zurnanın zırt dediği yerdir...
Makyavelizm, yani "amaca ulaşmak için her yol mübahtır" anlayışı...
Bu, bir siyaset teorisi veya çıkar stratejisi olmaktan çıkıp bireysel ilişkilere ve ruhlara sirayet ettiğinde, ortada ne dostluk kalır ne de güven.
Makyavelist bir zihniyet için insan, kendisiyle hemhal olunacak bir "gönüldaş" değil; şartlara göre kullanılacak, basamak yapılacak veya günü geldiğinde harcanacak bir "araçtır".
Böyle bir ruhta:
Sadakat, yerini dönemsel "kullanışlılığa" bırakır.
Gıyabında koruma, yerini arkadan çevrilen küçük hesaplara bırakır.
Başarıyı paylaşma, yerini için için büyüyen bir hazımsızlığa ve rekabete bırakır.
Önceliği dostuna verme (îsâr) ise tamamen bir "enayi safdilliği" olarak görülür.
Makyavelist bakış açısının ruhlara sinmesi, toplumsal dokudaki en büyük zehirdir. Çünkü insanları bir arada tutan görünmez tutkalı —yani emniyet ve samimiyet hissini— çökertecek bir aşınma yaratır. Bireysel ilişkiler adeta soğuk birer "borsa işlemine" dönüşür; kimin kime ne kadar kâr sağlayacağı üzerinden değer biçilir.
İşte bu yüzden, hesapsız ve çıkarsız dostluk günümüzde sadece "nadir" değil, aynı zamanda bu makyavelist rüzgâra karşı durabilen "ahlâki bir direniştir".
Hakiki dostluğun en samimi ve öz tanımını özetleyecek olursak...
Hakiki dost;
Yokluğunuzda hakkınızı korur... Bu dostluğun gıyabî imtihanıdır; sadakatin ve haysiyetin en somut göstergesidir.
Başarınızı kendi başarısı bilir...Bu davranış hasetsiz, kıskançlıktan arınmış ve gıptayı dahi aşan saf bir neşedir.
Yarı yolda terk etmez ve ona sırtınızı dayayabilirsiniz...Zamanın ve şartların yıpratamadığı güven duygusudur bu kriter.
Tercihlerde önceliği size bırakır... Dostluğun en üst makamı olan "îsâr" duygusudur; yani kendi nefsine rağmen kardeşini ve dostunu öne çekebilme erdemidir.
Bu unsurların her biri, dostluğu sıradan bir arkadaşlık bağından çıkarıp adeta bir "gönül siperine" dönüştürür.
Böyle bir dost, insanın dünyadaki en büyük sığınağı ve zenginliğidir.
Ne mutlu hayatında böyle bir hakiki dostu bulundurabilene ve ne mutlu bir başkasına böyle bir dost olabilene...
________
Kibrît-i ahmer: Toprağı altına dönüştürdüğüne inanılan iksir; mânevî kemâlde en yüksek dereceye yükseldiği için iksir gibi olan, nazarıyle insanı kötülükten iyiliğe ve küfürden îmâna çevirebilen, nâdir bulunan kâmil insan.
