Bir fanustaki mum ile pervane(gece kelebeği, aynı kafesteki Karga ile bülbül, bir kutuya çakıl taşı ile elması koymak, temsil ettikleri "sığlık-derinlik", "cehalet-hikmet" ve "frekans uyumsuzluğu"nu metaforik olarak, mecazi manada zıtların durumunu, liyakat, edep ve ruhsal frekans uyumsuzluğunu muazzam bir nükteyle özetler...
"Bir fanusa mum ile pervaneyi(gece kelebeği) koysanız, mum fanusun havası tükenince söner; pervane ise, 'Ateşin dilinden anlamayan için mi yanacağım?' der..."
Yahut karga ile bülbül aynı kafese konulsa karga, kendi sesinin ve idrakinin bülbülün yanında ne kadar kaba kaldığını sezdiği an susar. Bu, cehaletin veya alt seviyenin, üstün bir hakikat ya da zarafet karşısında edeben geri çekilmesidir.
Bülbül ise sesini, nağmesini, içindeki inceliği anlayamayacak bir muhataba sunmayı hissinin ve sanatının zayi edilmesi olarak görür. "Söz, anlayana söylenir" prensibince bülbülün suskunluğu bir kibir değil, hakikatin ve güzelliğin haysiyetini koruma gayretidir.
Aynı mecliste, aynı mekânda bulunmak (aynı kafese konmak, aynı fanus içinde olmak); aynı idraki ve ruhu paylaşmaya yetmez. Liyakatin olmadığı yerde kelâm israf olur, en güzel cevahir de sukûtun arkasına çekilir.
Arif olanın bakışı tam olarak budur; zira arif, nesnelerin ve olayların sadece dış yüzünü değil, altındaki hikmeti ve ruhi fıtratı görür.Bu bakış açısı, hayatın pek çok alanında derin süzgeçlerden geçer:
Mekânın değil, halin derinliği... Aynı kafeste veya aynı mecliste bulunmak, ruhların aynı hizada olduğu anlamına gelmez. Arif kişi, sırf aynı ortamı paylaşıyor diye her ortama hemhal olunmayacağını bilir.
Kelâmın haysiyeti...Kelâmı ehil olmayana harcamamak, hürmetsizlik değil; aksine hikmete duyulan derin saygıdır. Hakikat, ancak onu tartabilecek bir terazinin karşısında dile gelir.
Suskunluğun dili...Bazen en belagatli nutuk, doğru yerde susmasını bilmektir. Karganın edebi de bülbülün sükûtu da kendi makamında birer cevaptır.
Arif olan, ne sesini boşa yorar ne de gönlünü dengi olmayan frekanslarda hırpalar. Görür, anlar, tebessüm eder ve sükûtun gölgesine çekilir.

