Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

23 Eylül 2026 Çarşamba

Beden Bineğinde Çiçek Kokulu Bir Yolculuk

Doğumdan ölüme uzanan muazzam hayat yolu, hepimiz için çizilmiş bir rota. Bu rotada her birimiz, beden bineğinde birer yolcuyuz. İlk istasyon olan bebeklikten, son istasyon olan olgunluğa doğru durmaksızın yol alırken, etrafımıza ne saçtığımız çok önemli.

Hayat yolculuğu, her anıyla kıymetli. Bir tren gibi, biz de geçtiğimiz yerlerde iz bırakırız. Bu iz, duman ve is gibi kirletici, karartıcı da olabilir;  güzel çiçeklerin kokuları gibi huzur verici, canlandırıcı da... Seçim bizim.

Beden bineğimizi nasıl kullandığımız, etrafımıza ne saçtığımız tamamen bizim elimizde. 

İnsanın bu yolculuktaki asıl yeteneği, bacasından yükselenleri kendisinin seçebilmesidir. Çoğu zaman hayatın virajları dik, yolları engebeli olur; yolculuk boyunca raylardan kıvılcımlar sıçrayabilir, yükümüz ağırlaşabilir. Ancak her şeye rağmen göğe is ve kurum yerine zarafet, şefkat ve umut savurabilmek, ruha ait derin bir tercihtir.

Geçtiğimiz vadilerde, kıyısından süzüldüğümüz berrak göllerde ve temas ettiğimiz her bir ruhta bırakacağımız iz tamamen bizim eserimizdir.

Eğer beden bineğimizi sevgiyle, şefkatle ve anlayışla doldurursak, geçtiğimiz her yerde iyilik tohumları ekeriz. Kelimelerimiz çiçek kokusu gibi yayılır, davranışlarımız güzellik katar. İnsanların yüzünde tebessüm oluşturur, kalplerine dokunuruz.

Ancak, nefret, öfke ve kıskançlık gibi duygularla dolup taşarsak, beden bineğimizden etrafa is ve duman yayılır. Sözlerimiz kırıcı, davranışlarımız incitici olur. Geçtiğimiz yerlerde huzursuzluk ve mutsuzluk bırakırız.

Bencil kaygılarla ve hırsla tutuşan bir ocak, çevresini yalnızca çoraklaştırır ve karartır. Oysa gönül ocağını nezaketle, incelikle ve koşulsuz sevgiyle besleyen bir yolcu; gittiği her yere baharı taşır. Arkasında bıraktığı rüzgâr, dokunduğu kır çiçeklerini bile coşturur, girdiği her iklimi renklendirir.

Son istasyona ulaştığımızda, tren durup yolculuk nihayete erdiğinde geriye ne kompartımanların lüksü ne de katettiğimiz mesafeler kalır. Yalnızca geçtiğimiz yollarda bıraktığımız o hoş kokular, ferahlatıcı esintiler ve zihinlerde iz bırakan renkler anılır. İlk duraktan son durağa kadar yeryüzüne kötülüğün simsiyah isini değil, cana can katan iyiliğin alacalı renklerini bırakabilmek; bu ömür yolculuğunun yegâne anlamıdır.

Kirletici is olmak yerine, güzel çiçeklerin kokularını saçan bir yolcu olmayı seçelim, beden bineğimizi sevgiyle dolduralım ve geçtiğimiz her yerde çiçek kokuları saçalım. Çünkü bıraktığımız izler, ebediyen kalacak.

Hayat yolculuğunu, hem kendimiz hem de başkaları için daha güzel hale getirelim, ne dersiniz ?