Anadolu irfanında bu hikaye, "Sözüne güvenilmeyecek kişinin teklifi ne kadar kutsal görünürse görünsün, niyetine bak" mesajını taşır.
★
Tilki, ağacın tepesindeki horozu görür ve hemen bir plan yapar. Sesini yumuşatarak, dindar bir edayla seslenir:— "Selamünaleyküm horoz kardeşim! Duymadın mı, artık devir değişti. Gökten nida geldi, bütün vahşet son buldu. Bak, namaz vaktimiz de geliyor; haydi bir ezan oku in aşağı da şu öğle namazını arkanda cemaatle kılalım. Sen imam ol, ben cemaat, sevabımızı alalım."
Horoz, tilkinin zihninden geçeni bildiği için istifini bozmaz. Boynunu uzatıp ufka bakar:
— "Aleykümselam tilki kardeş. Ne güzel söyledin! Ben de tam 'Cemaat az oldu, acaba kimse gelmez mi?' diyordum. Bak, karşıdan bir grup avcı, tazı ve av köpeği geliyor. Onlar da herhalde senin gibi namaza niyetliler, baksana nasıl da hızlı koşuyorlar, az bekle onlar yaklaşınca ezanı okuyayım da cemaate yetişsinler !"
Tilki, "avcı", "köpek" ve "tazı" lafını duyunca kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırıp kaçmaya yeltenir. Horoz arkasından bağırır:
— "Nereye gidiyorsun tilki efendi? Namazı beraber kılacaktık!"
Tilki, toz duman içinde kaçarken cevap verir:
"Kardeşim, bunlar cahil hayvanlar; namazı, abdesti bilmezler. Şimdi gelirler de abdestimi bozarlar, en iyisi ben kaçayım!"
★
Her türlü erdem ve kutsallar üzerinden geçinmeye çalışan pazarlamacılara, sahtekârlara, tilki tiyniyetlilere karşı uyanık olmayı salık veren, asırlarca anadolunun irfan ocağında pişmiş bu ve benzeri kıssalar günümüze nasıl da ışık tutuyor değil mi?
