Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

14 Şubat 2026 Cumartesi

"Allah gözünü doyursun"

 

"Allah gözünü doyursun" ifadesini genellikle iki farklı tonda kullanırız:

Eğer bunu sitemkâr bir şekilde, yani birinin bitmek bilmeyen hırsına veya açgözlülüğüne bir gönderme olarak söylediyseniz; haklısınız, bazen "yeter" demeyi bilmeyen insanlar gerçekten yorucu olabiliyor. İnsanoğlunun tatminsizliği bazen dipsiz bir kuyu gibi görünebilir.

Yok, eğer bu bir deyim/temenni olarak, yani "gözü dışarıda olmasın, elindekilerle mutlu olsun" anlamında kalpten gelen bir sözse; ne güzel bir dilek! İnsanın elindekinin kıymetini bilmesi ve huzuru bulması büyük bir zenginlik.

Doymamışlığın Mezarlığı: Hırs
İnsan, elindekileri biriktirdikçe büyüdüğünü sanır; oysa hırs, içildikçe susatan tuzlu bir su gibidir. Bir adım ötesini isterken, bastığı toprağın kokusunu unutur. Gözün doymaması, midenin değil, ruhun bir boşluğudur; ve o boşluk, içine ne atarsan at dolmak bilmeyen kara bir delik gibidir.

Hırslı insan, bir zirveye ulaştığında oranın manzarasını seyretmez; bir sonraki zirvenin sislerine diker gözünü. Bu yüzden hiçbir zaman "vardım" diyemez. Çünkü hırs, sahip olduklarının tadını çıkarma yeteneğini, daha fazlasına sahip olma arzusuyla takas etmektir. "Allah gözünü doyursun" dediğimiz o nokta, aslında bir hakikat eşiğidir. Toprak, her şeyi örttüğünde; hırsın ördüğü o devasa duvarlar, birer toz bulutuna dönüşür. Geriye sadece, 
yaşanmamış anların ve doyulmamış bakışları sessizliği kalır.

Hırsın insanı nasıl bir "kuyuya" dönüştürdüğüne ve o doymazlığın ruhu nasıl kemirdiğine daha felsefik bakalım:

Dipsiz Kuyu: Doymazlığın Portresi
İnsan, her şeye sahip olmak isterken aslında hiçbir şeye sahip olamadığını en geç anlayan canlıdır. Hırs, bir hedef değil; bir iflastır. Ruhun, elindekilerle barış imzalamayı reddedip, sürekli yeni cepheler açmasıdır.

"Daha fazlası" dedikçe, "kendinden azalan" bir varlığa dönüşür hırslı olan. Gözü doymayanın dünyası, ne kadar ışık alsa da aydınlanmaz; çünkü karanlık dışarıda değil, bakışın tam içindedir. Biriktirdiği her altın, ruhuna vurduğu bir prangaya; tırmandığı her basamak, düştüğü bir yalnızlığa dönüşür.

Hırsın sonu, varılacak bir liman değil; devrilecek bir uçurumdur. Nihayetinde o gözü sadece toprak doyurduğunda, geride kalan tek şey; yaşanmamış bir hayatın, istiflenmiş gölgeleridir. İnsan, doymayı bilmediği her gün, aslında kendi cenazesine tuğla taşır.

"Daha fazlası dedikçe kendinden azalan" kısmı, hırsın paradoksunu çok iyi özetler.

İnsan ilişkilerinde de hırsa yer olmamalıdır, insan bir başkasını basamak, sevgiyi ise bir yatırım aracı olarak görmeye başladığında zehrini akıtır. İşte bu "doymazlığın" ikili ilişkileri nasıl çürüttüğüne dair derin bir bakış:

Tüketilen İnsanlar: İlişkilerde Hırsın Gölgesi
İnsan ilişkilerinde hırslı biri karşısındakini bir "can" olarak değil, bir "kazanım" olarak görür. Gözü doymayanın sofrasında dostluklar meze, aşklar ise sadece geçici birer duraktır. Bu hırsın hüküm sürdüğü yerde, "biz" kelimesi ölür; yerine devasa, obur ve asla tatmin olmayan bir "ben" geçer.

Bir insanın ruhuna değil de, ondan alabileceği faydaya (statüye, güce ya da onaya) odaklanan kişi, aslında en büyük yalnızlığına imza atar. Çünkü hırsın olduğu yerde teslimiyet yoktur; sadece bir sonraki hamleyi planlayan sinsi bir zihin vardır. Sevgiyi bir rekabete dönüştüren, partnerini kendi eksiklerini kapatacak bir yama gibi kullanan kişi, aslında kimseyi sevmez. O, sadece kendi yansımasının daha parlak görünmesini sağlayacak aynalar biriktirir.

Hırsın ilişkilerdeki son durağı sessizliktir. Etrafındakileri sömürerek yükselenlerin vardığı yer, kimsenin ona gerçek bir gülümsemeyle bakmadığı o buz gibi zirvedir. "Allah gözünü doyursun" sözü burada en acı yankısını bulur: Çünkü her şeyi olan ama "hiç kimsesi" kalmayan bir insan, dünyanın en fakir insanıdır.

İlişkideki Hırsın üç İşareti:
Kıyaslama: Partnerini veya dostunu sürekli başkalarıyla yarıştırmak, onu olduğu gibi kabul edememek.

Doyumsuzluk: Verilen emeği asla yeterli görmemek, hep daha fazla ilgi veya fedakarlık talep etmek.

Araçsallaştırma: Kişileri, bir hedefe ulaşmak için kullanılan "araçlar" haline getirmek.

"Gözü doymayanın aşkı, suyu süzgeçle taşımaya benzer; ne kadar emek verirse versin, kalbi hep boş kalacaktır."

"Hırsın" insan ilişkilerini nasıl mahvetmesi:
Doymazlığın bedeli ve muhterise bir uyarı...
"Ey muhteris, sana yetmeyen nedir, hiç düşündün mü? Bir insanın sana kalbini açması mı, yoksa senin o kalbi sadece basamak yapıp daha yükseğe bakman mı? Gözü doymayanın sofrasında ne huzur olur ne de vefa; çünkü senin hırsın, sana sunulan her samimiyeti bir "hak" sanacak kadar körleşmiş.

"İnsan ilişkilerini bir satranç tahtası, karşındakini de sadece bir piyon olarak gördüğün sürece, kazandığın her zafer aslında en büyük yenilgin olacak. Sen daha fazlasını istedikçe, etrafındaki gerçek insanları birer birer tüketiyorsun. Unutma; biriktirdiğin güç ya da alkışlar, gece yastığa başını koyduğunda sana fısıldayacak bir dost sesinin yerini tutmaz."

"Allah gözünü doyursun" demek, aslında bir beddua değil; senin adına bir acımadır. Çünkü elindekinin kıymetini bilmeyen, dünyanın tamamına sahip olsa yine de aç uyanacaktır. Sen o dipsiz kuyunda boğulurken, arkanda bıraktığın kırık kalplerin ahı, tırmandığın o zirveyi bir gün ayağının altından çekecek. Zirvedesin belki ama yapayalnızsın; çünkü hırsın, sevilmeyi değil, 
sadece sahip olmayı seçti."

"Bazı insanların gözünü ancak toprak doyurur derler ya, muhterisler hırsın içinde boğulurken yanındaki kalpleri tükettiğini fark etmiyorlar bile. Kazandıkları her şey, kaybettiği insanların yanında sadece birer sayıdan ibaret kalacak. Allah gözünü doyursun, çünkü muhterislerin gönlü çoktan iflas etmiş."

"Muhterisle olan ilişkimizde her şey onun için bir 'basamak'tır. Hırsı o kadar büyüktür ki, karşısındaki insanın emeğini ve sevgisini sadece birer araç olarak görür. Doymadığı her an, aslında kendi yalnızlığını inşa eder. Allah gözünü doyursun; zira elindekinin kıymetini bilmeyene dünya dar gelir."

"Hırs, içildikçe susatan tuzlu bir su...Gözü doymayanın sofrasında vefa, bir sonraki çıkara kadar sürermiş. Zirveye tek başına tırmanırken, 
aşağıda bıraktığı ise kırık kalplerin sessizliğidir.
★                                                                               Hırsa dair üç temel noktayı özetlersek:Sonsuz Döngü: Her başarının yeni bir açlık doğurması.  Anın Kaybı: Gelecekteki "daha fazlası" için bugünün feda edilmesi.                                          Son Durak: Maddi hırsların ölüm karşısındaki anlamsızlığı.


Ey muhteris, gözünü toprak doyurur ancak, kabre girince göz çukurun toprakla dolacak nasılsa, merak etme !