Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

28 Mayıs 2026 Perşembe

Bulut ol, rahmet ol kuruyan bağa...


Bu fotoğraftaki o devasa, yüklü bulutun hemen kıyısında, göğün maviliğine doğru tek başına süzülen bir kuş ilhamımızı tetikledi; o, hürriyetin, adanmışlığın ve umudun adeta somut bir nişanesi gibi uçuyor.

Buradan yola çıkarak koca bir hayat felsefesini ve varoluş gayesini bir kaç satırla manzumlaştıralım istedik...

Kuşlar gibi
göğün maviliğinde
hürriyete kanat çırpmak,
bulutlar gibi
susamışlara cansuyu
ikrâm etmek,
güneş gibi kendisi yanarken
karanlığa fener tutmak...

işte bir anlık kadraja sığmış bu görsel bile zarif ve derin bir tefekkür penceresi açıveriyor... 

Buradan yola çıkıp gönüllerdeki o hürriyete susamış kuşa yoldaş olalım mı biraz, ne dersiniz:

Gönül Semâsı

Kuşlar gibi hür ol, kanatlan göğe,
Mavilikler sarsın dertli sineni.
Bulut ol, rahmet ol kuruyan bağa,
Cansuyu bekleyen bilsin kadrini.

Güneş ol, yan ama karartma özü,
Karanlık içinde bir fener gibi.
Hakikat yolunda esirgeme sözü,
Aydınlat geceyi bir mehtap gibi.

Terk etmeli cihânın tâc-ı tahtını,
Cansuyunu ikrâm etmeli insan.
Yazmışsa yaradan böyle bahtını,
Gönül hürriyeti en büyük ihsan.

Arife tarif gerekmez, zira gönülden gönüle giden o gizli yolda kelâmlar sadece birer vesiledir.

O asil kuşun gökteki süzülüşü gibi, ruhun da her türlü kayıttan azade biçimde hakikate kanat çırpması; bulut gibi karşılıksız vermenin huzuru, güneş gibi eriyerek aydınlatmanın bilgeliği insanın duru nazarında aşikâr olsun...Sözün bittiği, sükutun ve tefekkürün başladığı o güzel yerde, gönlünüzün hürriyeti, kelâmın bereketi daim olsun...