Ramazan bir arınma, içsel bir yolculuk ayı gibi yaşanmalı. Bu kutsal ayda kalabalık düşüncelerden arınıp asıl mühim olana odaklanabilmeli, eldekinin kıymetini bilip paylaşmanın tadına varmalı, sadece mideyi değil, ruhu da doyuran iftar vakitlerini yaşamalı insan.
Ramazan’ın o derin maneviyatını ve sunduğu fırsatları daha yakından hissetmek için bu ayı sadece bir "aç kalma" dönemi değil, bir "ruhsal yenilenme kampı" olarak değerlendirmeli, yaşamalı.
İşte bu süreci verimli kılacak üç ana odak noktası:
Kalbin Dirilişi: İçe Dönüş ve Tefekkür
Modern dünyanın gürültüsünde en çok ihmal ettiğimiz şey, kendi iç sesimizdir. Ramazan, bu gürültüyü kısmak için harika bir bahane.
Dijital detoks yapılmalı, mümkünse sosyal medyada geçirilen vakti azaltıp, o zamanı tefekküre veya sessizliğe ayırarak dijitak detoks yapmalı...
Kuran’la bağ kurma fırsatını iyi değerlendirmelidir. Sadece okumak değil, anlamı üzerine de düşünmek (meal/tefsir çalışmaları) gerekir, işte kalbi asıl dirilten unsur budur.
Yapılan her sıradan iş bile (bir bardak su vermek, birine gülümsemek) "rızaya uygunluk" niyetiyle yapılarak ibadete dönüştürülebilir.
Amellerin Ziyadeleşmesi: İnce Düşünmek
Küçük görünen ama etkisi büyük olan eylemlere odaklanmak, Ramazan’ın bereketini artırır.
İhlas (samimiyet) açısından insan kendini sorgulamalıdır bu ayda: "yaptıklarımda samimimiyim ?" sorusuna dürüst cevaplar vermek ve gizli iyilikler yapmak samimiyeti pekiştirir.
Sabır ve hilm(yumuşak huylu olma) ile açlığın verdiği gerginliği, sabır antrenmanına çevirmelidir; özellikle öfke anında "Ben oruçluyum" diyerek geri çekilmek bir irade zaferidir.
Sadece maddi olarak değil; vakti, neşeyi veya bir yeteneği başkalarının faydasına cömertce sunmak da ibadettir, egodan arınmaya vesiledir.
Bedensel ve Zihinsel Denge
Ruhun yükselmesi için bedenin de ağırlaşmaması gerekir. Sahur ve iftar yemeklerinde ve davetlerinde aşırıya kaçmamak, israf etmemek de dikkat edilmesi gereken hususlardır.
Ramazan, affa sığınma ve tefekkür ayı olarak yaşanmalıdır.
Tefekkür, bakmak ile görmek arasındaki o ince çizgidir. Ramazan’da tefekkür; sadece zihinsel bir egzersiz değil, kalbi uyandıran bir "gönül gözü" amelidir.
Eserden müessire kâinatı okumaya çalışarak evrendeki her detayın bir nizam ve sanat barındırdığını fark etmek ya da bir çiçeğin açışı, suyun tadı, nefes almanın kendiliğindenliği üzerinde düşünmek...
Ve şu soru üzerinde tefekkür etmek: "Bu mükemmel işleyişte benim yerim ne ve bu nimetlerin arkasındaki sonsuz rahmet bana ne fısıldıyor?"
İftar saati yaklaştığında sofradaki yiyeceklerin o sofraya gelene kadarki yolculuğunu düşünmek, topraktan tabağına gelene kadar kaç elin emeği, kaç doğa olayının etkisi katkısı olduğunu düşünmek.
Yine meselâ eli kalbin üzerine koyarak, atan kalbi, irade dışında çalışan o muazzam sistemi düşünmek..bunlar var eden, yaratan ve yaşatanın insana olan yakınlığının en somut delilidir ve insan bu nimetlerin farkındalığı ile şükretmelidir...
Yine enfüsî tefekkür (kendi içine bakış) sayesinde kendi ruhunu, hatalarını ve potansiyelini tartmak...Huyları, alışkanlıkları ve kalbe yerleşmiş duygu ve düşünceleri gözden geçirmek...Meselâ öfke durumu söz konusu ise
"Bugün beni öfkelendiren şey aslında nefsimin hangi kibrinden kaynaklanıyor? Hangi güzel huyumu daha çok parlatabilirim?" diye tefekkür etmelidir.
Ya da her günün sonunda 5-10 dakika sessizce oturup "Bugün heybemde ne biriktirdim?" muhasebesi yapmaklıdır.
Ya da her günün sonunda 5-10 dakika sessizce oturup "Bugün heybemde ne biriktirdim?" muhasebesi yapmaklıdır.
Kelamdan Hayata (Ayetleri Hissetmek ve Yaşamak):
Kuran âyetlerini sadece okumakla yetinmeyip bugüne, yaşantıya indirgeyip okunan bir âyetin hayatımızdaki karşılığı üzerinde durmak...ve "bu âyet hayatımda neyi değiştirmemi istiyor?" diye tefekkür etmelidir.
Bunu pratiğe dökmek için her gün bir âyet seçip gün boyu o âyetin ışığında davranmaya çalışmalı;
Örneğin; "Güler yüz sadakadır" hadisi veya sabırla ilgili bir ayetim o günün rehberi olması gibi...
İhyâ ettiğimiz bu mübârek günleri; berrak bir zihin ve feyizli bir kalp ile geçirmek; yaptığımız duaların kabul olduğu, her günümüzün bir öncekinden daha aydınlık geçtiği bir Ramazan geçirmek niyâzı ile...
