Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

30 Mayıs 2026 Cumartesi

Allâme hükümdar Fatih'i tanımak gerek...

Osmanlı İmparatorluğu'nun en entelektüel ve vizyoner padişahlarından biri olan "Fatih Sultan Mehmed'in (II. Mehmed) çok yönlü kişiliğini, bilgi birikimini ve yönetim anlayışını ele alalım...Onun seviyesine ulaşmak veya onu örnek almak isteyen birinin hangi niteliklere sahip olması gerektiğini irdeleyelim

Fatih, Rönesans sanatına ve kültürüne büyük ilgi duyuyordu. Nitekim İtalyan ressam "Gentile Bellini"yi İstanbul'a davet ederek ünlü portresini ve madalyonlarını yaptırmıştır. Bu, dönemin bir İslam hükümdarı için son derece vizyoner ve ezber bozan bir adımdır.

İstanbul'un fethinden sonra şehri adeta yeniden inşa etmiştir. Topkapı Sarayı, kendi adına yaptırdığı Fatih Camii ve Külliyesi gibi devasa yapılar, onun estetik ve mimari vizyonunun en somut kanıtlarıdır.

Fatih Sultan Mehmed sadece bir asker veya devlet adamı değil, aynı zamanda çok güçlü bir şairdir. Şiirlerinde "Avni" (yardım eden, yardım olunmuş) mahlasını kullanmış, harika şiirler yazmış ve klasik Türk edebiyatının ilk divan sahibi padişahlarından biri olmuştur.

Genel bir vurgu olmakla birlikte, sarayında dönemin Hristiyan, Yahudi ve Müslüman bilim insanlarını ağırlaması, onlarla felsefi tartışmalar yapması bunu doğrular niteliktedir.

Fatih, Doğu ve Batı kültürlerini ana kaynaklarından okuyabilecek düzeyde dil biliyordu. Doğu dillerinin (Arapça, Farsça) yanı sıra fethettiği ve diplomatik ilişkiler kurduğu coğrafyaların dillerine (Grekçe/Rumca, Latince, Sırpça/Slavca, İtalyanca) hakimiyeti, onu çağının çok ötesinde bir dünya lideri yapmıştır.

Fatih’in kütüphanesinde Homeros'un İlyada destanının Grekçe nüshası bulunuyordu. Hatta Truva ören yerini ziyaret ettiği ve "Truva'nın öcünü aldım" dediği tarihçi Kritovulos tarafından aktarılır.

Antik Yunan felsefesine Aristo'ya Eflatun'a yoğun ilgi duymuş, bu filozofların eserlerini kendi döneminin diline çevirtmiş veya sarayındaki akademisyenlerle bu metinler üzerine mütalaalar yapmıştır.

"Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim" sözü halk arasında ve popüler kültürde Fatih Sultan Mehmed'e atfedilir, doğanın ve ormanların korunmasına dair koyduğu sert kanunları (Kanunnameleri) özetleyen sembolik/mübalağalı bir ifadedir. Onun çevreye, yeşile ve vakıf arazilerinin korunmasına verdiği önemi vurgular.

Matematik, astronomi ve mühendisliğe (özellikle Şahi toplarının dökümündeki balistik hesaplamalarına) bizzat katkıda bulunacak kadar pozitif bilimlere hakimdir. Ali Kuşçu gibi dönemin en büyük matematikçi ve astronomlarını İstanbul'a getirtmiştir.

Sahn-ı Seman Medreselerini kurarak imparatorluğun yükseköğretim sistemini inşâ etmiştir. İlmi, siyasetin ve devletin merkezine koymuştur.

Özetle; Fatih Sultan Mehmed sadece toprak kazanan askeri bir deha olarak değildir; "Rönesans hükümdarı, dil bilimci, filozof, şair, çevreci ve bilim insanı" kimlikleriyle, yani tam anlamıyla bir "Polimat" (Hazret-i İnsan / Çok Yönlü Bilgin, allâme, her ilimde üstat olan)'dır. 

Bir rol model hükümdar olarak Fatih, günümüz insanına, vizyoner ve başarılı olmanın yolunun salt güçten değil; entelektüel ve kültürel derinlikten, sanat ve bilim sevgisinden geçtiğini gösteren bir liderdir...

İstanbul’un Fethi'nin 573. yılı kutlu olsun. Tarihe istikamet verip çağ açıp çağ kapatan cennet mekân Fatih Sultan Mehmet Han ve şanlı ordusunu dualarla yad ettiğimiz bu kutlu ayda sözleri Arif Nihat ASYA'ya bestesi Yıldırım GÜRSES'e ait, Arslanbek Sultanbekov’un özgün yorumuyla yayınlanan "Fetih Marşı" ile yazıya son verelim, buyrunuz;