Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

9 Şubat 2026 Pazartesi

Abide şahsiyet: Yunus Emre

Yunus Emre 13. yüzyıl Anadolu’sunun duru Türkçesiyle konuşan, "insan ruhunun en derin röntgenini çekmiş" bir ermiş, bir "abide şahsiyet"tir. O insanı "çiğ" halinden alıp "pişmiş" hale ulaştıracak şiirleriyle "dıştan içe" yolculuğu anlatır. 

Onun abidevi tarafı, en karmaşık gerçekleri bir çocuğun bile anlayabileceği kadar saf bir dille ifade edebilmesidir ki, derinliğini yalınlıkta bulur. 

Modern psikolojiden asırlar önce insanın içindeki o "derin benliği" işaret etmiştir ve benlik kavramı için demiştirki; "Bir ben vardır bende, benden içerü".

Yunus hayata sevgi felsefesi üzerinden bakar, onun derinliği öfkeyi değil, merhameti merkeze alır. "Yaradılanı severiz, Yaradan'dan ötürü" sözü, sadece bir slogan değil, tüm varlığı kucaklayan kozmik bir derinliktir. İşte bu açıdan anadolu insanının ruh köklerini bu yaklaşımıyla sağlamlaştırmış, türkçeyi de irfan dili haline getirmiştir.

Yunus Emre zamanın ötesine geçmiştir adeta. Bugün bir modern şehir insanı bunaldığında Yunus'un bir beytinde huzuru bulabilir; kendi vicdanıyla hesaplaşabilir. 

Bugünkü modern insanın en büyük yarası olan "parçalanmışlık" ve "yabancılaşma" için Yunus Emre gerçekten şifalı bir limandır. Yunus bu hususta huzur ve mutluluk reçetesi sunar.

Yine Yunus'ta "Ben" değil "Biz" derinliği vardır...Modern insan, sürekli kendi egosuyla (benliğiyle) meşgulken; Yunus, "Benlikten geçmeyi" önerir ve der ki:"Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için"

Çünkü dava (ego, hırs, mülkiyet) biterse, geriye sadece sevgi kalır. Bu, modern insanın üzerindeki o ağır "başarma ve sahip olma" yükünü tek seferde indiren bir telkindir.

Yunus Emre’de insan, kainattan kopuk bir parça değildir. Tabiatla ve varlıkla barış içerisindedir. O dağla, taşla, sarı çiçekle konuşur. Buna karşılık bugün modern insanın doğadan kopuşu insanı yalnızlaştırmıştır. Yine Yunus insanı büyük "kozmik aileye" dahil eder. Onun perspektifinde "yalnızlık" imkânsızdır, çünkü her zerrede bir dostun (Yaradan’ın) izi vardır. Yunus aynı zamanda bizi sadeliğe çağırır. Çünkü zihin ne kadar karmaşıksa, huzur o kadar uzaktır.

Yunus’a göre çözüm kütüphaneler dolusu kitapta değil, insanın kendi içindeki o saf "öz"ü bulmasındadır. Bu, günümüzün bilgi kirliliği ve kafa karışıklığı için de en büyük ihtiyaçtır, o der ki;  

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir 
Sen kendini bilmezsin 
Ya nice okumaktır 

Okumaktan murat ne 
Kişi Hak'kı bilmektir 
Çün okudun bilmezsin 
Ha bir kuru ekmektir 

Okudum bildim deme 
Çok taat kıldım deme 
Eğer Hak bilmez isen 
Abes yere gelmektir 

Dört kitabın mânâsı 
Bellidir bir elifte 
Sen elifi bilmezsin 
Bu nice okumaktır 

Yiğirmi dokuz hece 
Okursun uçtan uca 
Sen elif dersin hoca 
Mânâsı ne demektir 

Yunus Emre der hoca 
Gerekse bin var hacca 
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir"

Yunus'un "Modern Reçetesi" için denilebilirki; eğer Yunus bugün yaşasaydı, muhtemelen bize şunları söylerdi: Sosyal medya kibrine karşı,"Gözünü yum, kalbine bak"; yalnızlığa karşı, "Gönül çalap’ın (Allah’ın) tahtı, gönüle girmeye bak"; öfkeye karşı "Sövene dilsiz, dövene elsiz gerek."...

Vesselâm...