Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

1 Ağustos 2026 Cumartesi

Ziyan olan emekler ve mümbit vasatlar.....

Hayat, elimizdeki kısıtlı can suyunu (zamanımızı, sevgimizi, emeğimizi ve sabrımızı) nereye akıtacağımızı seçme sanatıdır. İnsan ilişkileri de bir tarım işi gibidir; ne ektiğiniz kadar, nereye ektiğiniz de hasadın kaderini belirler.

İnsanlar karakterleri, yaşanmışlıkları ve içsel kapasiteleri bakımından farklı farklıdır. Kimisi suyu görünce yeşermeye hazır bir tohum, kimisi ne kadar sularsanız sulayın içine çekemeyecek bir kayalıktır.

Emek verilmeye değer insanlar, verimli toprak gibidir...

Görseldeki bitki gibi, bazı insanlar onlara sunduğunuz emeği alır, özümser ve dönüştürürler. Bu insanlar "verimli toprak"tır. Onlara sevgi verdiğinizde bu bir güvene, bilgi verdiğinizde bilgeliğe, zaman ayırdığınızda köklü bir bağa dönüşür. Bu karakterdeki insanlara yatırım yapmak sizi tüketmez; aksine, ortaya çıkan güzellik ve gelişim size de yaşam enerjisi verir. Verimli toprağa atılan tohum, kendi köklerini salar, suyu tutar ve göğe doğru yükselir. Bu insanlarla kurulan bağlar karşılıklıdır; emek bir kara deliğe gitmez, bir ormana dönüşür.

Emeğin sızıp boşa gittiği ruhlar da var ki, onlar kayalıklar veya delik lovalar gibidir...

Kayalığa tohum ekilmez, ekilse de tutunamaz. Bu tür insan tipleri, kendi içlerindeki yaraları, eksiklikleri veya yapısal bencillikleri (kovadaki delikleri) onarmadıkları sürece, dışarıdan gelen hiçbir iyiliği içlerinde tutamazlar.

Siz onlara durmaksızın sevgi, anlayış ve taviz akıtırsınız. Üstten giren su o kadar gürdür ki, bir an için kovanın dolduğunu, o insanın değiştiğini veya size karşılık vereceğini sanırsınız. Ancak sular alttaki deliklerden hızla sızıp gider. Bu karakterdeki insanlar, ne kadar emek verirseniz verin, günün sonunda hep "boş" kalırlar. Emeğiniz onların gelişimine değil, sadece o anki tüketimlerine hizmet eder. Sizi tüketirler ama kendileri de bir milim ileri gitmezler.

En büyük trajedimiz, merhametimizden veya inatçılığımızdan ötürü kayalığı yeşertebileceğimize inanmaktır. Delik bir kovayı doldurmaya çalışmak fedakârlık değil, israftır. Bazen sızan sular, yerde göz alıcı bir yansıma yaratır; sanki çabamız bir işe yarıyormuş, ortada bir "kazanç" varmış gibi görünür. Ancak bu bir yanılsamadır. Zemin kuruduğunda, elde var sıfırdır.

Gerçek bilgelik, sadece iyi bir tohum olmakta veya bolca su taşımakta değil, toprağın doğasını tanımakta yatar. Emek verilecek insanı, emek verilmeyecek olandan ayırmak bir acımasızlık değil, hayata karşı duyulan saygının bir gereğidir.

Kendi can suyumuzu kayalıklarda ziyan etmemek, onu verimli topraklara, yeşermeyi bekleyen gerçek fidanlara saklamak en büyük sorumluluğumuzdur. Çünkü suyunuz sınırlıdır ve yeşertilecek bir dünya bizi beklemektedir.

Sağlık ve safâlıkla kalınız.