Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

7 Ağustos 2026 Cuma

Batman görünümlü okkalar...

"Kimini bir ömür sırtında taşıyasın gelir yük olmaz, kiminin tebessümü ve selâmı bile ağır gelir, yük olur..."

"...okka bile değilken batman gelir kimi"

...Kiminin suskunluğu dağ gibi devrilir omuzlarına, kiminin bir tek sözü ab-ı hayat gibi ferahlık verir daralan ruhuna.

Mesele bedenin taşıdığı fiziksel ağırlık değil, "gönlün kantarında" kimin nasıl tartıldığıdır. Gönül menziline kilitlenen insan onca zahmete rağmen sırdaş olur, yoldaş olur; lakin o menzilden ve gözden düşenin gölgesi dahi ruha zindan olur.

Kimisi yollara güller serer, bahar olur,
Kimisi bir adımda tökezletir, kış olur.
Muhabbetle omuzlanana cihan tüy gibi gelir de,
Gönülden ırak düşene bir yaprak bile dağ olur.

İnsan insana hem şifa hem de çetin bir imtihandır. Asıl hüner, kiminle yürüdüğünü, o yolu kimin için yorulduğunu bilmek ve heybeni sadece gönlüne denk düşenlerle doldurabilmektir.

...Zira yükün ağırlığını belirleyen, nesnenin fiziksel kütlesi değil, taşıyanın niyetidir. Afakta (dış dünyada) dağları devirecek güce sahip olan insan, enfüste (iç dünyada) bir vefasızlığın, ufak bir nankörlüğün altında ezilebilir.

İnsan ilişkileri, zahiri bir mesai değil, batıni bir alışveriştir. Kimi insan, varlığıyla etrafındaki kaosu nizama çevirir, adeta kendi ekosisteminde dengesini bulmuş bir "kâmil" gibi köklü bir huzur ve istikrar verir. Kimi ise girdiği her gönlü çoraklaştırır, yeşerecek umut bırakmaz. Bu insana en net şu gerçeği gösterir: Mesafeler bedene, samimiyet ise ruha aittir.

Kiminin sözleri, merhemdir cana,
Kiminin sükûtu, dert olur bana.
Gönlün asil yükü, sığmaz ummana,
Yürekten sevenin, menzili nûrdur.
Ömür dediğimiz, ince bir çizgi,
Kimine bir tufan, kimine ezgi.
Çekilen çileler, arife sezgi,
Kıymeti bilmezin, vefası zordur.

Nihayetinde, gönül kantarı sadece bize aittir ve ne tarttığımızı sadece biz biliriz. Kiminin dağ gibi duran varlığı, bir tüy gibi havalanır o terazide; kiminin uçucu bir selâmı ise kurşundan ağır çeker. İşte bu yüzden, gerçek huzur, başkasının tartısını değil, kendi içimizdeki o gizli teraziyi dengelemek, kimseye yük olmadan kendi yolculuğumuzun hafifliğini hissetmektir. Ve bu denge anında, tüm ağırlıklar erir, manevi olan fiziki olanı bükmeye başlar ve gerçeklik kendi içsel dengemize göre yeniden şekillenir...