Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

7 Ocak 2026 Çarşamba

Maskeli bahar...

Günümüz dünyasındaki samimiyetsizlik, gösteriş merakı ve değerlerin yozlaşması çok öne çıkmış olup toplumlar bir "illüzyon" içinde yaşamaktadır âdeta...

Maskeli Bir Bahar: Modern Dünyada İmaj ve Hakikat Çatışması

İnsanlık tarihi boyunca "görünmek" ve "olmak" arasındaki fark, felsefenin ve sanatın en temel uğraşlarından biri olmuştur. Ancak yaşadığımız çağda bu uçurum, hiç olmadığı kadar derinleşmiş durumdadır.  "Bir bahar ki içi güz" dizesinde vurgulandığı gibi, dışarıdan canlı, taze ve umut verici görünen pek çok olgunun içinde, aslında çürümeye yüz tutmuş bir sonbahar hüznü ve boşluğu saklıdır.

Görünüşün Aldatıcı Gücü: Vitrin ve Vicdan

Modern birey, çoğu zaman dış dünyaya sunduğu imaj ile iç dünyasındaki gerçeklik arasında sıkışıp kalır. 

"Yüzü güney, ardı kuz" diye ifade edilebilecek bir insanın sergilediği sıcak ve aydınlık yüzün hemen arkasında yatan soğuk ve karanlık gerçekliği de işaret eder. 

Bizler, manzaranın güzelliğine ve "çiçek böcek" canlılığına kapılıp giderken, aslında arka planda dönen oyunları, yani "tamzara" ritmindeki o sinsi devinimi görmezden geliyoruz.

Bu durum sadece bireysel ilişkilerde değil, toplumsal değer yargılarımızda da kendini gösterir. Sahte bir bilgelik (hikmet) satışı, etiketsiz olduğu halde "etiketliymiş gibi" sunulan fason değerler, hayatımızın her alanını kuşatmış durumdadır.

"Kel Kabak" ve Sahte Hikmetler

"Peruk takmış kel kabak" şeklinde ifade edilebilecek insan tipi için denilebilir ki, bu görünüş liyakatsizliğin ve sahteliğin en somut görünüşüdür. Bilgiye sahip olmadan bilginin otoritesi gibi takılanlar, kalbi "put dolu bir tabak" gibi dünya hırsıyla doluyken maneviyat pazarlayanlar, günümüzün en büyük illüzyonistlerinden biridir. İçerisi boş olanın dışarıyı süslemesi, hakikatin değil, sahteliğin pazarlamasını yapmaktadır.

Yanılgılarımız ve "Fincandaki Fal"

Burada temel soru şudur: Nasıl kanıyoruz? İnsan, doğası gereği umut etmeye programlıdır. Ancak bu umut, rasyonel bir zeminden kopup "fincandaki tutmaz fala" bağlandığında, hayal kırıklığı kaçınılmaz olur. "Aşı tutmaz çürük dal" üzerine kurulan hayaller, mevsim kışa döndüğünde insanı savunmasız bırakır. 

Etikete bakıp içeriği ihmal ettiğimiz sürece, fason bir hayatın tüketicileri olmaya devam edeceğiz.

Sonuç: Gönle Bakmak

Kurtuluş reçetesi şu cümlede saklıdır: "Dile bakma gönle bak." Görünenin ötesindeki gerçeği aramak, sahte baharlara aldanmamak ve parlatılmış vitrinlerin arkasındaki "güzü" fark edebilmek, modern insanın en büyük meydan okumasıdır. 

Hakikat, peruklarda veya yaldızlı etiketlerde değil; sahtelikten arınmış, "aklı kısa fikri uz" olmayan yalın ve dürüst bir duruştadır.