"Defter-i Uşşak" (Aşıklar Defteri), hem edebiyatımızda hem de tasavvufi derinlikte oldukça zarif bir tabir.
İşte o "defterin" sayfalarından süzülen bir deneme:
Defter-i Uşşak: Kalbin Mürekkebiyle Yazılanlar
Eskiler, gönül ehlinin hallerini, çektikleri çileleri ve vuslat umutlarını kaydettikleri o hayali mecmuaya Defter-i Uşşak derlerdi.
Bu defter kağıttan değil, rızadan yapılmıştır; mürekkebi ise gözyaşı ve sabırdır.
Aşkın Kaydı Tutulur mu?
Dünya telaşının arasında herkes kendi kar-zarar hesabını tutarken, aşıklar sadece "hayretlerini" kaydederler. Bu deftere yazılan her satır, aslında bir vazgeçiştir:
* Benlikten vazgeçiş: "Ben" diyenin bu defterde yeri yoktur.
* Dünyadan vazgeçiş: Geçici olanın gürültüsü, kalıcı olanın sessizliğine feda edilir.
* Sessizliğe sığınış: En derin feryatların dilsiz harflerle nakşedilmesidir.
Sayfalar Arasında Bir Yolculuk
Bu defterin ilk sayfası hayret ile açılır. Kişi, kâinattaki o büyük nizamı ve sevgiyi gördüğünde kalemini hokkaya daldırır.
Son sayfası ise genellikle boştur; çünkü gerçek aşkın sonu yoktur, sadece "hâl" değişimi vardır.
"Aşk makamında söz, sükûtun gölgesidir. Defter-i Uşşak'a isim yazdırmak değil, o defterde eriyip kaybolmak esastır."
Defter-i Uşşak kavramının derinliklerine inmeye devam edelim...
Bu defterin sayfaları ilerledikçe, sadece bir "duygu kaydı" olmaktan çıkıp bir terbiye ve dönüşüm yolculuğuna evrilir.
Görünmez Kalem: Sabır ve Sadakat
Bu defterin satır aralarında en çok sabır kelimesi gizlidir. Aşık, başına gelen her türlü musibeti ve bekleyişi, sevgilisinden gelen bir "satır başı" olarak kabul eder. Şikayet etmek, bu defterin sayfasını yırtmak demektir. Bu yüzden uşşak (aşıklar), başlarında esen rüzgârı bile o defterin kuruması için bir lütuf sayarlar. Yazılan her kelime, sadakat potasında eritilmiş birer nişanedir.
Silinmeyen İzler: Hatıradan Hakikate
Defter-i Uşşak’ta silgiye yer yoktur; çünkü yaşanan her acı, çekilen her hasret kalpte kalıcı bir iz bırakır. İnsan unuttuğunu sanır ama ruhun hafızası olan bu defter, her şeyi saklar. Ancak burada tutulan kayıtlar, bildiğimiz anlamda bir "anı" biriktirmek değildir. Aksine, yaşanan her olaydan bir hikmet devşirmektir. Kişi yazdıkça hafifler, hafifledikçe de kendi hakikatine bir adım daha yaklaşır.
Vuslatın Beyaz Sayfası
Defterin sonuna doğru ilerledikçe yazılar seyrekleşir, yerini derin bir sessizliğe bırakır. Zira hakiki vuslat, kelimelerin bittiği yerde başlar. Aşık, artık "yazan" değil, bizzat "yazılan" haline gelir. Bu noktada defter kapanmaz, aksine sonsuz bir beyazlığa açılır. O beyazlıkta ne harf vardır ne de nokta; sadece bir olanın sınırsız huzuru hakimdir.
"Uşşakın defteri, maşuğun cemalinde nokta olur. Artık ne kalem kalır ortada, ne de kağıt; sadece o noktanın içinde kaybolan koca bir kâinat."
