Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

12 Ekim 2026 Pazartesi

Nüfuz pazarlamacıları...


Nüfuz pazarlama ve erişim ticareti üzerinden geçinen komisyoncular yahut simsarlar suya sabuna dokunmadan, kafa yormadan, alınteri dökmeden nasıl da kolay geçim yolu bulmuşlar, şu tuhaflıklar dünyasında...

Bir sosyo-ekonomik ve ahlâkî yozlaşma teşhisi ile girdik mevzuya... Üretmeden tüketen, emek vermeden devasa paylar toplayan ve toplumsal bünyeyi içten içe kemiren o türedi zümreyi tek bir cümlede özetleyelim istedik...

Adına ister "ağ ve erişim ticareti" deyin, ister "nüfuz simsarlığı"; çağımızın en büyük trajedilerinden biri, katma değer üreten akıl ve alın terinin sıradanlaştırılması, buna karşılık sadece "kapı tutan", "kart vizit satan" veya "aracı olan" tiplerin -belki de bizzat kartın sahibi tarafından- taltif edilmesidir.

Bu ironik ve tuhaf tablonun alt mekanizmalarına bakıldığında insana "hakikaten tuhaflıklar dünyası" dedirten birkaç husus öne çıkıyor:

"Sıfır Risk, Maksimum Rant" Modeli
Gerçek bir sanayici, araştırmacı, sanatçı ya da zanaatkar; fikri, zamanı, sermayeyi ve ruhunu ortaya koyar. Başarısızlık riski tamamen onun omuzlarındadır. Ancak nüfuz simsarları
hammadde harcamaz, sattığı şey kendi emeği değil, başkalarının emeğidir.

Bunlar;
İş bozulduğunda aradan çekilir; "Ben sadece tanıştırdım / önayak oldum" der, sorumluluk almazlar.

Üretim sancısı çekmezler. Bir fikrin çilesini çekmeden, o fikrin meyvesini ilk toplayan onlar olurlar.

Liyakatin Yerini Alan "Erişim Pazarlaması"
Sistemin kilit noktalarını tutan bu kitle, bilginin, yeteneğin veya kalitenin önünü açmak yerine; kendi geçiş ücretini önünüze koyar. 

Böylece:
Çalışan değil, "iliştirilen" kazanır.

Gerçek liyakat sahipleri kapılarda bekletilirken, kulis koridorlarında koşturanlar "iş bitirici" sıfatıyla baş köşeye oturtulur.

Toplumda "Çalışmak ve öğrenmek anlamsızdır, önemli olan doğru adama ulaşmaktır" algısı yerleşir ki bir cemiyet için en tehlikeli çürüme eşiği burasıdır.

Emeksiz Kazancın Meşrulaştırılması
Eski dünyada "komisyonculuk" veya "simsarlık", iki tarafı makul şartlarda buluşturan meşru ve mütevazı bir hizmetti. Günümüzde ise bu durum şekil değiştirerek bir nüfuz tüccarlığına dönüştü. "Suya sabuna dokunmadan", tek bir fikir üretmeden, bir satır kod yazmadan, bir tek pürüzlü yüzeyi zımparalamadan sağlanan bu kolay kazanç; emeğiyle geçinen geniş kitlelerin adalete olan inancını zedeler.

Özetle;
İnsanlığın "alın teri ve zihin emeği" ile inşa ettiği medeniyet piramidinin tepesine, sadece asansörün düğmesine basmayı bilenlerin kurulması; çağımızın en hazin felsefi ve ahlâki ironisidir.

Bir yanda yağcı, yalaka ve dalkavuklukla sistemin kaymağında sebeplenenler, diğer yanda komisyoncular, simsarlar nüfuz pazarlamacıları...

Kafa yormadan, ter dökmeden, risk almadan sistemi sağan bu kitle, ne yazık ki emeksiz rantın en zahmetsiz yolunu bulmuş görünüyor...