Edebiyatımızın en derinlikli mütefekkirlerinden biri olan Ahmet Hamdi Tanpınar, eserlerinde yalnızca bir dönemin panoramasıyla yetinmez; insan ruhunun, toplum yapısının ve zamanın kılcal damarlarında gezinerek zamansız hakikatleri yüzümüze çarpar.
Onun romanlarını okurken bazen tek bir diyalog, sayfalarca sürecek bir sosyoloji ya da felsefe dersinden çok daha derin bir iz bırakır zihnimizde.
Türk edebiyatının en vurucu tespitlerinden biri de, Tanpınar’ın Mahur Beste adlı romanında geçer:
“Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur.”
Şirazesiz Kalmış Bir Toplum
Mahur Beste’de İsmail Bey’in damadı Behçet Bey’e hitap ettiği bir sahnede, meselenin özü aslında Doğu-Batı çatışmasının veya batan bir imparatorluğun ötesine geçer; doğrudan "insani öz" krizine dayanır.
Metnin tamamına baktığımızda, mesajın sarsıcılığı daha net anlaşılır:
“Oğlum Behçet, sen bir medeniyetin iflası nedir, bilir misin? dedi. İnsan bozulur, insan kalmaz; bir medeniyet insanı insan yapan manevi kıymetler manzumesidir. Anlıyor musun şimdi derdin büyüklüğünü?
Cahilsin; okur, öğrenirsin. Gerisin; ilerlersin. Adam yok; yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir. Paran yok; kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur.
Sen cilt yapıyorsun; şiraze nedir bilirsin. Bizde insanoğlu şirazesiz kalmış...”
Tanpınar, bu eşsiz metinde kitap ciltçiliğiyle uğraşan Behçet Bey’e büyüleyici bir metaforla seslenir: Şiraze...
Kitabın sayfalarını bir arada tutan, dağılmasını önleyen, şiraze denilen o ince örgü koparsa, ne kadar ciltlerseniz ciltleyin o kitap dağılmaya mahkûmdur.
İnsanı ve toplumu ayakta tutan "şiraze" ahlâki, ruhi ve vicdani değerler bütünüdür.
Telafi Edilebilir Eksikler ve Telafisi Olmayan Yozlaşma
İsmail Bey’in sözlerindeki ayrım, günümüz dünyası için de rehber niteliğindedir:
Teknik ve Maddi Eksikler Çözülebilir...Asıl mesele manevi mayanın bozulmasıdır...
Çağımızın Unuttuğu Hakikat
Bugün modern dünyada yaşanan pek çok krizin, kural eksikliğinden ziyade o kuralları uygulayacak insandaki "öz kaybı" ile ilgili olduğunu görmek zor değil. Binaları, şehirleri, teknolojiyi ve kurumları sürekli yeniliyoruz; fakat insanı insan yapan manevi kıymetler manzumesini ihmal ettiğimizde, geriye yalnızca şirazesi kopmuş bir kalabalık kalıyor.
Tanpınar’ın bu uyarısı, sadece geçmişe bakıp iç çekmek için değil; bugün hem kendi iç dünyamıza hem de yaşadığımız topluma bakarken yapmamız gereken vicdani bir muhasebenin anahtarıdır.
Çünkü şirazeyi yeniden örmeden, sayfaları bir arada tutmak, medeniyeti ihyâ etmek mümkün değildir.
