Hızır Kültürü anadolu'nun can suyudur adeta...Anadolu coğrafyasında Hızır, sadece dini bir figür değildir; umudun, dayanışmanın ve mucizenin ete kemiğe bürünmüş halidir. "Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez" sözü, bu inancın halk arasındaki en güçlü özetidir.
Bu inanışa göre Hızır bereketin simgesidir. Girdiği eve bolluk getirdiğine, dokunduğu yiyeceği bitmez kıldığına inanılır.
Hızır genelde kılık değiştirerek (yaşlı bir dilenci, yorgun bir yolcu) gelir. Bu yüzden Anadolu’da "Her geleni Hızır bil" denir; her misafire en iyi şekilde bakılmasının ardında işteb bu incelik yatar.
Hızır (karaların koruyucusu) ile İlyas’ın (denizlerin koruyucusu) buluştuğu gün olan Hıdırellez gününün, anadoluda doğanın yeniden doğuşunu ve baharı müjdelediğine inanılır...
★
Hızır (a.s.) ve bereket temalı hikâyeler, Anadolu irfanında ve İslam mitolojisinde sabrın, cömertliğin ve niyetin önemini vurgulayan anlatılardandır. "Hızır dokunuşu" olarak da bilinen bu hikâyelerden biri:
Hızır’ın Misafirliği ve Bereketli Buğday
Bir zamanlar, geçimini zar zor sağlayan ama gönlü çok zengin olan yaşlı bir çiftçi varmış. Bir akşam kapısı çalınmış; kapıda üstü başı toz içinde, yorgun bir yolcu belirmiş. Çiftçi ve karısı, ellerinde kalan son bir tas çorbayı ve bir parça ekmeği hiç tereddüt etmeden bu tanımadıkları misafirle paylaşmışlar.
Sabır ve İkram
Yolcu, yemeğini yedikten sonra çiftçiye sormuş:
*"Ambarında hiç buğdayın var mı?"
* Çiftçi boynunu bükerek, "Sadece bir avuç kaldı, o da yarınki ekmek için," demiş.
* Yolcu gülümsemiş: "Git o bir avuç buğdayı tarlanın en kurak köşesine serp ve arkana bakma."
Çiftçi denileni yapmış. Sabah uyandığında, o kurak köşeden başlayarak tüm tarlanın altın sarısı, boyu insanı aşan başaklarla dolduğunu görmüş. Ambarına gittiğinde ise kapısının zorlandığını, içerisinin ağzına kadar buğdayla taştığını fark etmiş.
O an anlamış ki, dün geceki misafir Hızır aleyhisselam’dı. Onun duası ve dokunuşuyla, az olan "öz" olmuş; bir avuç buğday, yedi sülalesine yetecek bir berekete dönüşmüştü.
Bu ve benzeri anlatılar bize şu mesajları verir:
* Paylaştıkça Çoğalır: Maddi imkânlar paylaşıldığında eksilmez, aksine manevi bir enerjiyle bereketlenir.
* Hızır Her Yerde Olabilir: "Her geceyi Kadir, her geleni Hızır bil" düsturu, insana ve canlıya hürmet etmeyi öğütler.
* Niyetin Gücü: Bereket, sadece miktar ile ilgili değil, o malın içindeki huzur ve yetme duygusudur.
Bereket kavramı aslında matematikle değil, kalple açıklanan bir durumdur...
★
Anadolu’nun kadim "Gül Ağacı" geleneğinde Hıdırellez'de niyetler bir kağıda yazılır, bir gül dalına asılır veya gülün toprağına gömülür ki; Hızır uğradığında o dilekleri "görsün" inancı yaygındır...İşte bazı "Hızır Niyetleri ve Gönül Dilekleri" :
* Can Sağlığı: Hanedeki her nefesin afiyette olması, bedenin ve ruhun zindelik bulması.
* Hızır Bereketi: Sofranın tadının, kazancın helalinin ve cüzdanın bereketinin hiç eksilmemesi.
* Gönül Ferahlığı: Tüm kaygıların, dertlerin ve "nasıl olacak?" sorularının yerini tam bir huzura bırakması.
* Açık Kapılar: Çaldığınız her kapının hayırla açılması, ertelenen işlerin su gibi akıp yoluna girmesi.
* Müjdeli Haberler: Beklediğiniz o "iyi ki oldu" dedirten haberin tez vakitte gelmesi.
Aslında bu dilek ve niyetler niyâz hükmündedir, Hızır (a.s) vesile edilerek Yaratan'dan talep edilir. Niyâz, yani yakarış için yüce kitapta buyrulur ki:
"De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!..." (Furkan sûresi, 77).★
