Sokak başlarında o baygın koku,
Haziranın kalbinden dökülür gelir.
Dallarda sallanan gümüşi uyku,
Gamı kederi süpürür gelir.
Demli bir buharda saklı şifası,
Sapsarı çiçekte kadim vefası.
Yorgun bir akşamda ikrâm sefası,
Anılar içinden süzülür gelir
Köşe başını dönünce başlar bir büyü,
Adımları yavaşlatır, ıhlamur sokak
Baharın en taze, en beyaz düşü,
Ruha nefes verir ıhlamur sokak
Dostların tebessümü ile selâmı,
Dağıtıyor bir bir kederi gamı,
Ihlamur kokulu saba rüzgârı
Cana huzur verir ıhlamur sokak
e-Dergi: Fikir, Kültür, Edebiyat ve San'at, Popüler Bilim muhtevalı yazılar - Editör: Prof.Dr. Suat Kıyak - Redaktör: Nursultan Ahıskalı - İletişim: nefes.kelam@gmail.com
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
26 Ağustos 2024 Pazartesi
Ihlamur Sokak...
24 Ağustos 2024 Cumartesi
Hatır, katır, satır...
derlerdi eskiler
bir fincan kahve içün,
tam tamına kırk yıl...
şimdilerdeyse hatırı
işi bitirene kadarmış...
sonrası mı ?
ya kırk katır ya kırk satır !
şükret ki,
tercihi,
en azından
sana bırakılmış...!
22 Ağustos 2024 Perşembe
İşte meydan, işte insan...
işte meydan, işte insanişte han, işte insanişte sofra, işte insanişte tafra, işte insanişte yatak, işte insanişte batak, işte insanişte miyar, işte insanişte çıkar, işte insanişte izan, işte insanişte mizan, işte insanişte kazan, işte insanişte sazan, işte insanişte lisân, işte insanişte iman, işte insanişte ikân, işte insanişte ihsan, işte insanişte dünya, işte insanişte rüyâ, işte insan
içde nasıl, içde insaniçde imiş, asıl "İNSAN"
21 Ağustos 2024 Çarşamba
"Keşke, keşke..."ler !
Hayat öğretmenini iyi dinle, yoksa "keşke, keşke..."ler kulağında çınlar..
Hayat okulundan mezun olurken "iyiki..." lerin çok, "keşke..."lerin az olsun ya da en iyisi keşkeler hiç olmasın karnende !
En azından keşkelerin, şeytanın yanlış cevap olarak sana verdiği kopya olduğunu anla ve unutma ki tekrara kalmayasın !
Ve en önemlisi hayat okulundan öyle ya da böyle mezun olup diploma almadan gitme...
Diplomasızların ötedeki hâlini anlatmaya gerek yok sanırım, bu kadarını, eğer aklın başka yerlerde değildiyse hayat okulunda duymuşsundur değil mi ?
20 Ağustos 2024 Salı
Bal arısı ve sinek...
19 Ağustos 2024 Pazartesi
Masal: Yaşlılık, tecrübe ve bilgelik...
★★★
Bir varmış, bir yokmuş.
18 Ağustos 2024 Pazar
Bir şey hiç bir şey...
16 Ağustos 2024 Cuma
Kendini zümrüd-ü ankâ zanneden sefil...
Avlıyor şimdi sinek, parası yok "
-Saffet'den-
Kâf-ı ikbâl zirvesine hasbe'l kader çıkmış,
15 Ağustos 2024 Perşembe
Tekeden süt sağmak, sosyal medya ve algı
Sosyal medyanın algı oluşturma gücüne çarpıcı bir örnek olmak üzere, bir güçlü ülke tarafından yatağından alınarak kaçırılan bir devlet başkanının giydiği (belkide giydirilen) "eşorfman" öylesine bir gündem olmuş ki, kelepçeli fotoğrafı servis edildikten sonra sosyal medyada viral olmuş...
Eşorfmanı satan siteler kısa sürede "stoklar tükendi" ibaresi ile yok satmaya başlamış...hatta iki katı fiyata karaborsaya düşmüş...
Dünya insanlığının geldiği noktaya bakar mısınız?
Bir devletin başkanı, suçlu ise kendi ülkesinde yargılanması gerekirken, bir takım iddialarla yargılanmak üzere yatağından baskın ile alınıp kaçırılıyor...
Sosyal medya kullanıcıları, bu haydutca tutumu protesto etmek, kınamak/eleştirmek yerine, tutuklunun servis edilen fotoğrafında gördükleri "eşorfman"ı satın almak için e-ticaret sitelerinden sipariş etmeye başlıyorlar ve stoklar tükeniyor...
Kapitalist zihniyetin tekelinde olan sosyal medya ile önce algı oluşturuluyor, sonra bu paylaşım viral oluyor ve eşorfman yok satıyor...
"Tekeden süt sağmak" bu olsa gerek...
★
Dünya artık haksız olan güçlünün oyunun kurallarını belirlediği uluslararası ilişkilere sahne olmakta...
Bugünün dünyasında orman kanunları cari olacaksa devletlerin egemenliklerini tesis etmeleri için savunma stratejilerini gözden geçirmeleri zorunluluk haline gelmiştir.
Zayıf ve güçsüzlerin, güç birliği yapmaları, "pakt"lar ve ittifaklar yoluyla haydutlara karşı durabilmenin alt yapısını oluşturmaları elzemdir...
7 Ağustos 2024 Çarşamba
Konfor alanı ve gayret...
İnsanların kendilerini rahat ve güvende hissettikleri konfor alanı, fiziksel, zihinsel ve duygusal alan olup, insanlar bu alanın içerisinde kendilerini güvende hissederler. Çünkü bu alanda belirsizlik ve risk yoktur. Bu alandan çıkmak istemezler, onlara göre bu alanın dışı bazı riskleri içerir.
Ancak unutmamak gerekir ki risk almamak yerinde saymak, risklerin varlığı ise başarıya açılan kapı olabilir.
Ancak talihsizliğinin sebebini insan kendinde aramaz da yaşadıkları için suçu kendi dışındaki etkenlere yüklerse, belki geçici olarak rahatlayabilir. Ve eğer "nerede hata yaptım?", sorusunu sorarak sorumluluğu üstlenirse, insan bu durumdan ders çıkarır, aynı hataya yeniden düşmez.
İnsan, hayatın iniş ve çıkışlardan ibaret olduğunu, her hatanın bir tecrübe fırsatı sunduğunu unutmamalıdır.
İnsan, hayatı olduğu gibi kabul ederek dersini alır da yoluna devam ederse, hayatı suçlamaması gerektiğini anlamış olur ve tecrübeden en iyi şekilde faydalanmanın yollarını arar.
Hayatın akışına yön vermek gayreti ile düze çıkmak ise insanın gayretine bağlıdır.
Gayret ile yalçın dağları aşmak varken, konfor alanının güveni içerisinde yaşamak, yerinde saymayı, hatta geriye savrulmayı içinde barındırır.
Unutulmamalıdır ki, gayret ve çaba, imkân ve fırsatlar denizine yelken açmaktır...
3 Ağustos 2024 Cumartesi
Meczuplar, "naz ve niyâz makamı"...
Meczuplara 'deli' denilse de onlar deli değildir, aklını terkiye atmış olanlardır.
Meczublar bulundukları mahalle rahmeti, bereketi, uğuru, güzelliği, kazaların defi için bir vesile olarak bilinirler,
Yine meczuplar sırlı insanlar olarak bilinirler, öyle ki onların asıl kişilikleri, kimlikleri diplerdedir, onlara üstünkörü bakanlar bu taraflarını göremez...
“Meczup”lar Anadolu’da, halk arasında alelade bir hayat yaşamayan ve bu hâlleriyle insanlara ayna vazifesi görerek ibret alınacak kişiler şeklinde tanınırlar.
Deliçokaklıyok Mehmet Usta, Lailaheillallah Abdi, Adamol Mehmed Efendi, Çöp Atlamaz Baba, Nenesi Dede Sultan, Horoz Dede , Sefer Dede, Sümüklü Dede, Saçlı Mehmed Efendi, Yetmiş Kuruş Dede, Pazar Ola Mehmed Ağa, Ayarcı Mustafa Efendi, Kelbi Hasan Baba, Elfi Kadın, Kadı Delisi, Dalkavuk Osman Efendi, Taslak Efendi ...
Horoz Mehmed Dede, Sultân II. Mehmed Hân ve ordusu ile Konstantiniyye şehrine gelirken, her saat başı horoz gibi çırpınarak öter ve“ Kalkın…Ey gâfiller!..” dermiş. Bu nedenle askerler kendisine Horoz Baba demişler. İstanbul’un en eski meczuplarındandır. Hoca Ahmed Yesevî’nin mürîdlerinden olup, Hacı Bektaş-ı Velî ile birlikte Horasan’dan gelip, Sultan II. Mehmed ile birlikte Konstantiniyye’nin fethinde bulunmuş ni’me’l-ceyş’dendir (mutlu asker). Kabri, Unkapanı Yavuz Er Sinan Camii hazîresindedir.
Evliyâ Çelebi’ye göre Kapânî Deli Sefer Dede, Unkapanı’nda Ekmekçi Ali Çelebi’nin fırını, çok şiddetli yandığı zamanlarda; içine girer ve rahat bir uyku çekermiş. Bir gün oradan çıkıp binlerce kişi ile vedalaşarak Unkapanı’ndan kendisini denize bırakıp kayıplara karışmış. Sefer Dede yedi yıldan sonra Cezayir’den Kara Hoca ve Ali Peçenoğlu kalyonları ile İstanbul’a gelerek Unkapanı’na yerleşmiş. Deli Sefer Dede’nin kabri Unkapanı’nda olup kayıptır.
Meşhur seyyah Evliya Çelebi’nin görüp tanıdığı meczuplardan biri olan Sümüklü Dede, vaktiyle Fâtih’te Etmeydanı’nda yaşarmış. Bu civarda kimin üstüne sümkürürse, sümkürdüğü kişinin işi düz gidermiş. Kimin üstünde tükürürse, onunki de ters gidermiş.
Meczup Aydın, ramazan günü iftara saatler kala, elinde bir salatalıkla Cağaloğlu’nda bağırarak insanları meydana toplar. Kalabalık toplandıktan sonra salatalıktan ısırıp bağırmaya başlar:
Delisinden Velisine... kitabının yazarı Yusuf Karakaya benzer bir hadiseden bahseder: Meczubun biri sürekli kâğıt yırtmaktadır. Çevresindeki kişiler ona, israf oluyor dediklerinde onlara:
“Tapu dağıtıyorum, tapu dağıtıyorum.” şeklinde cevap vermektedir.
“Boş kâğıttan tapu olur mu?” diyenlere:
“Boş dünyaya boş tapu.” der...
Bir diğer meczubun hikâyesi:
Çöp Atlamaz Baba'ya atfen bir hikâye ise şöyle: "Çöp Atlamaz Baba"lık el verir gibi kişiden kişiye geçiyor. 1800'lü yıllarda Mehmed Atıf Efendi kayığa binecekken bir meczup görür. Meczup rastladığı tüm çöpleri ama tüm çöpleri toplar. Atıf Efendi'nin kayığı hareket edecekken de koşup gelir ve kayığa dokunarak üç kere, "Hâlimi sana verdim," der. Kayık karşı tarafa ulaşınca Atıf Efendi kayıktan indiği gibi ansızın ve istemsizce gördüğü tüm çöpleri toplamaya başlar. O günden sonra o da Çöp Atlamaz Baba olur....
2 Ağustos 2024 Cuma
Tecrübe !
Hayatın yokuşlarını, patikalarını yaşayarak öğreneceğine, yaşayandan ve yaşlanandan hem hayatı, hem otobanını, düz yolunu sor ki, boşuna yorulmayasın, eziyet çekmeyesin !
★
Tecrübe etmeden/edeceğine tecrübeliye sor !
★
Çiftliğinde öten çok horoz vardır, onları çiftlikten yaban ellere gidince gör bakalım, ötüyor mu, ötüşü değişmiş mi, tavuklaşmışlar mı ?
★
Yiğitlik gurbete düşünce belli olur.
★
Ne demiş ozan: "bir yiğit gurbete gitse, gör başına neler gelir".
Şu insanoğlunun tarihini oku da düşün ! Dünya gurbetine insan düştü düşeli, neler neler gelmiş başına...
İmanını da tecrübe et, taklidi mi, tahkiki mi?
Tahkikî (tecrübi) iman sahibi lâfını ettiğini yaşantısına uygular...lâfta mı kalpte mi?
Adam, Allah'tan korkarım der amma kul hakkı yer, çalar, yalan söyler, Allah birdir der sonra O'nun yerine kullarını koyar ortak koşar kullarına avuç açar yalvarır...olmaz, olmadı !
Vel hâsıl tecrübe mühim...







_1723965131620.jpg)





