Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

7 Şubat 2026 Cumartesi

Göklerin Mağrur Gelini "Albayrak"

 

Şafak vakti rüzgârla içilen ant gibisin,
Semada süzülürken kutlu kanat gibisin.
Rengini topraktan değil, candan almışsın,
Sen bu vatanın kalbinde sonsuz hat gibisin.

Göklerin en vakur, en mağrur gelini, 
Kimse bükemez senin o çelikten belini. 
Hilalin gölgesi düşerken mazlumun üstüne,
Tüm cihan tanır senin o şefkatli elini.

Dalgalandığın her yer bize huzur, bize ev,
İçimizdeki sevdan, közdeki kordan alev.
Yıldızın parladıkça kararmaz bu topraklar,
Seni sevmek ibadettir, seni sevmek bir ödev.

Kıyamete dek durma, hep böyle hür yaşa,
Adını nakşedelim toprağa, göğe ve taşa.
Sen ki şehitlerin son örtüsü, hürriyetin sesisin,
Selam olsun seninle gelen kutlu savaşa!

Göklerin nabzıdır o göğsümüzde vuran,
Şafakla yıkanmış, kordan bir umman.
Ne rüzgâr dindirebilir bu ihtişamı,
Ne de vakit soldurabilir üzerindeki gamı.

​Yıldızın, bir yetimin gülümseyişi gibi ak,
Hilalin, karanlığın alnına vurulan bir hak.
O sadece bir kumaş değil, bir dildir konuşan;
Malazgirt’ten Dumlupınar’a dek koşan.

​Sükûtun asalet, dalgalanışın hürriyet,
Renginde saklıdır koca bir mazi, bir niyet.
Ey göklerin en mağrur, en narin çiçeği,
Sensin bu vatanın sönmez geleceği.