Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

17 Şubat 2026 Salı

Neyzen Tevfik'den: Gün de geçer, dem de geçer

"Istırabın sonu yok sanma, bu âlem de geçer,
Ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer,
Gam karar eyleyemez hande-i hürrem de geçer,
Devr-i şâdi de geçer, gussa-i matem de geçer,
Gece gündüz yok olur, ân-ı dem âdem de geçer,"
                                                           Neyzen Tevfik


Neyzen Tevfik’in bu dizeleri, aslında Doğu bilgeliğindeki "Bu da geçer yâ hû" felsefesinin en sarsıcı ve edebi dışavurumlarından biridir. Hiciv ustası ve "hiçlik" makamının yolcusu olan Neyzen, bu şiirinde bizlere varlığın ve yokluğun ötesindeki o mutlak döngüyü hatırlatır.

Bu mısralar, sadece birer teselli cümlesi değil; evrenin değişmez kuralı olan "geçicilik" üzerine kurulu bir manifestodur.

Şiirin Derinliklerine Bir Bakış

Şairin kullandığı kavramlar, zıtlıkların nasıl aynı potada eridiğini gösterir:
Hande-i hürrem: Sevinçli gülüşler.
Gussa-i matem: Yas ve kederin hüznü.
Devr-i şâdi: Mutluluk zamanları.

Neyzen burada der ki; mademki en büyük acılar (ıstırap) ve en parlak neşeler (hande) kalıcı değil, o halde insan ne dertte boğulmalı ne de neşeye mağrur olmalıdır. Hatta şiirin sonunda işi bir adım öteye taşıyarak "âdem de geçer" der; yani insanoğlunun kendisi, varlığı ve kibri de bu akışın içinde yok olup gidecektir.

Neyzen Tevfik’in Ruhu

Neyzen Tevfik denince akla sadece bir şair değil, alışılmışa aykırı duruşu olan ve aynı zamanda derin bir teslimiyeti olan bir bilge gelir. Elinde neyi, ağzında sövgüsü, kalbinde ise uçsuz bucaksız bir merhameti olan bu adam; dünyanın şatafatına sırtını dönmüş biri olarak bu mısraları bizzat yaşayarak yazmıştır.

Onun için bu dizeler bir "temenni" değil, hayatın çıplak ve sert gerçeğidir.

Eğer şu an üzerinizde bir "gam" varsa veya her şeyin sonsuza kadar harika gideceği yanılgısına düşüyorsanız, Neyzen’in bu "vakti saati gelince her şeyin geçeceği" hatırlatması, zihni berraklaştıran bir soğuk duş etkisi yaratır.