Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

6 Mart 2026 Cuma

Aşk bir emanettir, kıymetini bil


Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî için aşk, sadece bir duygu değil, varoluşun aslı ve Hakk'a ulaşmanın en kestirme yoludur. 


Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin eseri Mesnevi, baştan sona ilahi aşkın bir tefsiri gibidir. Onun dünyasında aşk, sadece bir duygu değil; varlığın sebebi ve her türlü derdin dermanıdır.

Mevlânâ'nın ilahi aşkı ve "emanet" olan gönlü anlatan bazı sözleri:

Mevlânâ, aşkı kelimelerle anlatmaya çalışmanın yetersizliğini şu meşhur beyitle vurgular...
"Aşkı tefsir ve beyan etmek için ne söylersem söyleyeyim; aşka geldiğim zaman o söylediklerimden utanırım."
(Dil, her şeyi açıklar ama aşk söz konusu olduğunda dilsiz kalır. Aşk, anlatılmaz; yaşanır.)

"Ey bizim sevdası güzel aşkımız! Şâd ol, yaşa! Ey bütün hastalıklarımızın hekimi!"
(İnsandaki kibir, hırs ve bencillik gibi "ruhsal hastalıkların" tek gerçek ilacı aşktır.)

"Aşk ister bu ruhanî olsun, ister o cismanî olsun... Sonunda bizi öte tarafa (Hakk'a) götüren bir kılavuzdur."
(Mecazi (beşeri) aşk, hakiki aşka (Allah aşkına) giden bir köprüdür.)

Mevlânâ'ya göre akıl bir noktaya kadar yol gösterir, ancak aşkın sahasında aciz kalır:

"Akıl, aşkın şerhinde çamura batmış eşek gibidir; aşkı ve âşıklığı yine aşk şerh etti."
(Mantık ve rasyonel düşünce, aşkın coşkusunu ve derinliğini kavramaya yetmez.)

Aşkın, ruhu bedenin hapishanesinden kurtardığını şu beyitle ifade eder:

"Aşk; canın parlaması, aydınlanmasıdır. Can, aşkla dirilir; aşksız can ise ölüdür."

Mevlânâ için aşk; kusurları örten bir güneş, benliği eriten bir ateş, ve insanı aslına (yaratıcısına) döndüren bir mıknatıstır.
Bir şiir:

Gönül bahçesinde solmayan çiçek,
Yalan dünyadaki tek kutsal gerçek,
Kâinât mayası, hiç bitmeyecek,
Aşk bir emanettir, kıymetini bil.

Sadece dillerde bir hece sanma,
Boş yere fikredip nârına yanma,
Ezip de geçerek ahını alma,
Aşk bir emanettir, kıymetini bil.

Emek ister her gün, sabırla besle,
Duymalı ruhunu en ince sesle,
Ömür boyu sürsün her bir nefeste,
Aşk bir emanettir, kıymetini bil.

Nefsin pençesinde harcanma sakın,
Aşk ki sinendedir, O sana yakın,
Gönül bir Kabe’dir, hürmetle bakın,
Aşk bir emanettir, kıymetini bil.

Hû dedikçe kalpte perdeler kalkar,
Bir su olur ruhun, gönlüne akar,
Aşk bir ateş ki masivayı yakar,
Aşk bir emanettir, kıymetini bil.

Zikrin şevki ile hikmetin dili,
Açar her kapıyı sevginin seli,
Sönmesin içinde kutsal tecelli,
Aşk bir emanettir, kıymetini bil.

Sanma ki bu sevda toprakla biter,
Aşkın ateşinden muhabbet tüter,
Kulun himmetine bir zerre yeter,
Aşk bir emanettir, kıymetini bil.

Sığmaz bir kalıba, sığmaz cihana,
Bir köprüdür candan asıl Canan’a,
Yönünü dön sen de, o Yaradana,
Aşk bir emanettir, kıymetini bil.

Mecnun’u yollarda Leyla’dan eden,
Mevlânâ’yı yakıp Şems’e râm eden,
Hakk’ın nefesidir tene can veren,
Aşk bir emanettir, kıymetini bil.

Ne bir mülke sığar ne tâc-u tahta,
Aşk bir emanettir, kıymetini bil.
Ebedi o nur sırlı gönül aynasında,
Aşk bir emanettir, kıymetini bil.

Gönül Kandili: Bir Emanet Olarak Aşk

Aşk, ne bir hevesin rüzgarıyla savrulan bir yaprak ne de bir mevsimin bitişiyle solan bir çiçektir. O, zamanın ötesinden, asıl Sahibi’nden (C.C.) kalbimize bırakılmış en kutsal emanettir. İnsan, bu dünyada sadece bir taşıyıcıdır; göğüs kafesinde sakladığı o kor ateş, aslında ruhun vatanına duyduğu özlemin yankısıdır.

Suretten Manaya Yolculuk

Dünyevi güzelliklere duyulan meyil, aslında o büyük ve sonsuz Güzellik’ten (Cemalullah) sızan bir damladır. Kişi, bir yüze veya bir sese meftun olduğunda, aslında o aynada yansıyan İlahi nurun peşine düşer. Ancak unutmamalıdır ki; ayna kırılır, suret solar ama nur bakidir. Aşkı bir "gözyaşı" sanıp akıtıp gitmesine izin verenler, o suyun aslında kuruyan gönül toprağını yeşertmek için verildiğini bilmeyenlerdir.

Emanete Sadakat

Aşk bir emanettir; çünkü o, nefsin oyuncağı değil, ruhun miracıdır. Bu emaneti korumak, onu benlik hapishanesinden kurtarıp, "Ben"den geçip "O"na varmakla mümkündür. Gerçek aşık, sevdiğinde kendini yok eden değil, sevdiğinde Hakk'ı bulandır. 
Mevlânâ’nın semâsında, Yunus’un âsâsında, Yusuf'un kuyusunda, insanın  "El Hak" nidasında atan hep aynı nabızdır: Emanete sadakat.
Ten dediğin kafestir, aşk ise bir kuş;
Bu dünya bir rüyâ, uyan ve konuş.
Surete takılma, manaya dal sen,
Emaneti koru, bul baki bir hal.

Sanma ki bu yanış sade bir keder;
Yanmayan gönülde hikmet mi biter?
Testi kırılsa su nereye akar?
Hakk’tan gelen o nur aşığa yeter.
Aşkın kutsal bir "emanet" olduğunu bilen insan, aşkta hem kulun sorumluluğu olduğunu, hem de bunun Hakk'ın bir lütfu olduğunun idrakindedir.

Evet insan olan bilirki "Aşk bir emanettir" insan ise emanete hiyanet etmez.

İlahi aşkta dünya bir "ayna" gibidir; gördüğümüz her güzellik aslında O'nun yansımasıdır. Aşkı "emanet" bilmek, bu yansımayı korumak ve kalbi asıl sahibine (Allah'a) temiz bir şekilde teslim etmektir asıl gaye...

Aşkı dünyevi bir hevesten çıkarıp "emanet" olarak nitelendirmeli, rotayı doğrudan İlahi Aşk (Aşk-ı Hakiki) limanına kırmalı.... 

Son Söz: Kalbin Zekatı

Ey insan, eğer gönlüne bir ateş düşmüşse, onu söndürmeye çalışma; onu saflaştır. Sabırla besle, edeple kuşan ve şükürle büyüt. Çünkü bu aşk, sana sen olduğun için değil, seni "sana", seni  "Hakk'a" götürmek için verildi. 
Kıymetini bil ki; emanet, asıl sahibine ulaştığında yüzün ak, kalbin nurlu olsun.

Yeni pencerede açılır