Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

29 Kasım 2020 Pazar

Seyyah: Ma'kuliyyetten ma'şûkiyyete...


Deryada mı gölde misin
Mâhi gibi yüzen misin
Sahilleri döven misin 
Ne haldesin söyler misin

Padişah mı gözde misin 
Yoksa külde közde misin
Hem vaha hem çölde misin
Söylesene ne hâldesin

Hem mağlub hem galip misin
Esir misin köle misin
Mütemmim mi kesir misin
Bilinmez bir hâlde misin

Gece gündüz gider misin
Yoksa andan izler misin
Zamandan azade misin
Kürsîden izleyen misin

Aşikâr mı gaybi misin
Laldan avaz eyler misin
Suskunlardan dinler misin
Bizlere de söyler misin

Yerde misin gökde misin
Hem uçar hem gezer misin
Yürekleri sezer misin
Evvel ahîr birler misin
Yolu nedir söyler misin

26 Kasım 2020 Perşembe

Değişimden ne anlıyoruz ?...nereden nereye !

Modernizmin enstrümanları malûmatfuruş populasyonu artırırken; susup dinleyen ve bilmediğini öğrenen yerine, karşıdakinin ne bildiğini bilmeyen ve merak da etmeyen,  olur olmaz konuşan, ha bire kendini anlatan gürültücüleri; hareketsiz ve tembel aşırı abur-cuburcu obezleri, estetik yoksunu avamîleri, entel görünümlü cehâlet abidelerini, içi çürük vitrini cafcaflı gösteriş hastalarını, diğergamlığı aptallık gören egoistler çoğalttı !


Çok değil yarım asır önce; temiz, şık ve yakışanı giyerek karşıdakinin göz zevkine saygı duyanların yerini salaş, yırtık-pırtık giyme rüküşlüğü aldı !!! 


Desenli giysilerin yerini desen dövmeli deriler aldı !


Dünyadaki kimi liderler.... nereden nereye...!


Yüz sene önce tarlalarda saban çekerken spor yapanlar....bugün salonlarda spor yapanlar...


Dünden bugüne öğretmen-öğrenci iletişimi ve ilişkisi...


Tüplü TV'nin sportmen izleyicisinden bugünün LCD ekran karşısında beslenen tembel obez seyircisine...


Grand tuvalet takım elbiseliden PAÇOZ giyime evrilen insanoğlu... 


Uçurtma uçururken hayal kuran çocuktan, dronu uzaktan kumanda eden çocuğa...


Monokrom tüplü PC ekrandan netbook/notbook/dizüstü akıllı ve kablosuz bağlantılı tabletlere...


Beyin küçülürken göz ve göbek büyüdü...
Ruh ihmal edildi, egolar büyütüldü...

22 Kasım 2020 Pazar

Medeniyyet Mânâdır...

 


Mânâsız maneviyyatın, cereyanı kesik lambadan ne farkı var ?

Dıştan bakınca lamba, ama ışık vermiyor, işe yaramıyor, biblo gibi koy vitrine akşamdan sabaha seyret de dur...

Sıkıldıysan renksizlikten; al eline bir fırça, ister ebrulî, ister erguvanî, rengâreng boya...

Mevzu basit, tercih sende !

İşe yarayan ve işlevi olanı mı, işlevsiz vitrinliği mi tercih edeceksin !

Niyet; karanlıktan kurtulup aydınlanmak mı, vitrinlik mostralıklarla oyalanmak mı ?

Kısaca müsbetten yana mısın, değil misin ?

İdare-i maslahat içün bana nötr yeter, bana sorunsuz, masrafsız vitrinlik mostra lamba yeter diyorsan, benim ışıkla işim olmaz, karanlığa da, mânâyı yitirmiş muhtediye de razıyım diyorsan, buyur pazardaki lambalar senin, mal çok, istemediğin kadar, hem iyi bir pazarlıkla fiyatta kırarlar !

☆☆☆

Medeniyyet mânâdır, özdür...yapı taşı medenî insandır, inşâsı ise bu tip insan ile mümkündür...

Mânâdan bîhaber özden ırak olan ve kışırı asıl sayanların, arpa peşinde koşanların harcı mıdır medeniyyet !

Mânânın mânâsına kaba/saba, zombi kılıklıların müdrik olmasının beklenemediği gibi, onların mânâ ile işleri de asla olmaz.

Mânâ ile inşâ ve ihyâ edilen medenîyyetlerin direği, ayakta tutanı da yine "insan"...

Medeniyyet düşmanı olan istilacı ve yayılmacı moğolların yaptığı gibi; şehirleri, kütüphâneleri yakıp yıkarak ele geçirmek, ömrünü ganimet ve parsa uğrunda harcamaktan öte gayesi olmayanların muhkem medenîyyete faydası yerine moğollar gibi zararı olur...

Hani Mevlânâ'nın dediği gibi "insan gördüm üzerinde elbise yok, elbise gördüm içinde insan yok.. " sözünden mülhem; kılık kıyafeti insana özgü olan sûreta insana mamûr olanı teslim etmek, itibar edip adam saymak akıllara zarar...

Mânâ müdriki olanlar imâr, inşâ ve ihyâ ile uğraşır, fukarası olanlarsa mevcudu/ganimeti/parsayı tüketme ve harap etmekle...

İnsan mânâdır, mâna ardınca yürür...öküz ise ot-saman ardınca... !

Beyt beyt insan...



Halef ki hâmil-i remze müheymîn
Bezm-i elestte belâ demişti mümin

Güftâr-ı âtıl yaraşır mı insana
Çün namzed-i âdemdi, gelirken arza

Gülşen-i âleme duhul eyledi adem
Mahlûkât mevcud idi ber bir neviinden 

Gülşende kargaların âvâz-ı bed'i
Aratırdı merada anıran merkebi

Gülzârda mahzûn idi bülbül-i nâlân
Zikr eylerdi Hüdâ-yı Müteâli her an