Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

12 Aralık 2017 Salı

İhsan, Muhsin ve Muhasebe...

-Kim ile olduğunun farkında mısın ?

-Tabi, "Rabbi Has"(*) ile..

-Kimdir "Muhsin" ?

-Kimden alıp kime verdiğini unutmayan,
kim ile çekiştiğinin farkında olan,
kimin arkasından çekiştirdiğini anlayan, kime kibirlendiğinin bilincinde olan, kimin ni'metini, malını yediğini farkedendir.

-"İhsan" nedir ?

-Kime merhamet ettiğinin şuuruyla hareket etmektir.İsteyenin kim olduğunu anlamaktır.
Verenin kendisi olmadığını kavramaktır.
Sevenin kim olduğunu, sevilenin kimliğini tanımaktır.
Belânın kaynağını, lütfun menbâını müşahede etmektir.
Olmayınca üzülmemek ve isyan etmemek, olunca şımarıp azgınlık etmemektir...her iki durumda da sabit-kadem olabilmektir.
Olanın emir olduğunu, olmayanın kadük olduğunu fehmetmektir
Sebep ve sonucun "O"nun ilmiyle var olduğunu okumaktır.
Gelene, isabet edene ki, o her ne ise, can-ı gönülden eyvallah, gidene-elden çıkana güle-güle diyebilmektir.
Acı ve tatlıdan aynı tadı alabilmektir.
Karanlığın küfürden, nur'un imandan olduğunu keşfetmektir.
Her an mütebessim olabilmektir...ve sâir, ale-d-devâm...

-O hâlde İhsan sahibi, ya'ni Muhsin olmak için muhasebe şart değil mi ?

-Eyvallah…ve'l hâsıl-ı kelâm, Allah'ı her an görüyormuşcasına yaşamak, an'lık hesabını buna göre yapmak; kulluğun süreklilik hâli, ya'ni "ihsân"...
Muhsin'in "abd"iyyet şuuru kesintisizdir.

"Muhsin"lerden olan "İnsan"a ne mutlu !
_________
(*)Kalbin/gönlün "kavl-î sâbit"i, gönlün meşgul olduğu şey her ne ise...
"Ey benim zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı birçok tanrılar(rabler) mı daha hayırlı, yoksa herşeye hakim ve galip olan bir tek Allah mı?" (Yusuf suresi, 39)
 "Allah'ı bırakıp taptığınız, sizin ve babalarınızın adlandırdığı putlardan başka bir şey değildir. Allah onların doğru olduğuna dair bir delil indirmemiştir. Hüküm vermek ancak Allah'a aittir; kendisinden başkasına değil, O'na tapmanızı emretmiştir. Bu, dosdoğru dindir, fakat insanların çoğu bilmezler"(Yusuf suresi, 40)

"Bir" "Can" ile şenlensek...

 "İyi bilin ki dünya hayatı sadece bir oyundur, bir eğlencedir, bir süstür; aranızda bir büyüklenme ve mallarda ve evlatta çoğalma yarışıdır! (Bunlar) şu misaldeki gibidir: Yağmurun yeşerttiği ekinle mutlu olurlar ama sonra bakarsın ki o yeşillikler kurur, sararır ve toprak olur hepsi! Sonsuz gelecek yaşamda ise ya şiddetli bir azap veya Allâh'tan bir mağfiret ve Rıdvan vardır. Dünya hayatı nesneleri, kendini aldatmaktan başka bir şey değildir." (Hadid suresi, 20)

Ölüm bir korku mu, yoksa vehim mi ?
Doğduğun gün okunan ezanı işittin mi ?

Gölgenden de korkuyorsun artık ciğerim
Korkarım ki öldürür bu gidişat bu vehim

Unutma, ömür sana ölüm ile sunulur
Yok ben gitmek istemem desen, sanki ne olur

Kabir sana her nefes an be an gelir iken
Dedelerin ninelerin ötelere varmış iken

Sana da gelir sıra, bak liste Azrail'de
Son nefeste unutursun, gel şimdiden Allah de

☆☆☆

Bak, her sene gelmiyor mu ilkbahar
Üç cemre ile de müjdelenir nev-bahâr

Çiçek çiçek, nakış nakış, oyalanır yeryüzü
Sonra olgun meyve verir her bireri yaz boyu

Sonbaharda çer ve çöp, gazellere karışır
Pıtrak ile samanlar toz toprakla yarışır

☆☆☆

Zemherinin ayazı, kar beyazı bir örtü
Kapatır karaları, örtülür arzın yüzü

Adetâ zaman durur, "Can"lar yatar uykuya
Sur üflense bir derler, bitse soğuk bu rüya

Derler; yeniden dirilsek, sona erse yalnızlık
"Bir" "Can"  ile şenlensek bir görülse sonsuzluk

11 Aralık 2017 Pazartesi

Gönül dergâhının irem bağında (Nihavend beste)


Makam:Nihavend
Güfte: Cemalettin Turan
Beste: Prof. Dr. Suat Kıyak

Gönül dergâhının irem bağında
Aşk ile sevgiyi derenler gördüm
Sevgiyi tac edip her an başında
Gönül mâkâmına erenler gördüm

Gönül kalesinin engin burcuna
Sevgi sancağını dikenler gördüm
Gönül hırkasını alıp sırtına
Derviş olup il il gezenler gördüm

Ne güzel lütuftur sevgi kucağı
Tanımazki sınır onun bucağı
Sönmez bir ateştir yanar ocağı
Kalbe kandil olan hâneler gördüm

Gönül kalesinin engin burcuna
Sevgi sancağını dikenler gördüm
Gönül hırkasını alıp sırtına
Derviş olup il il gezenler gördüm


9 Aralık 2017 Cumartesi

Toplum öfkeli ! Sinir uçları açıkta../Nursultan Ahıskalı

Karşılaşan iki kişi selam faslından sonra hâl hatır sorarlar kültürümüzde…

-"Nasılsınız efendim ?"
-"Elhamdülillah, siz ?"
..
"Elhamdülillah" demek hemen hepimizde inanç gereği söylenen bir ifade olarak karşılık bulmuş, "eyvallah" gibi…

Ancak müdrik miyiz ?...yoksa dil alışkanlığı mı ?

Maalesef çoğunlukla söylenmesi ritüel haline gelen bu mübârek kelâmların mânâsının askıda kaldığını, kişilerin sosyal hayattaki, fiil, ve davranışlarında gözlemliyoruz.

İnsan oğlu aklının erdiği, gücünün yettiği kadar Rabbi'nin emirlerine uymaya gayret ediyor. Lâkin, nefis ve şeytana karşı müteyakkız olmadığından olsa gerek, türlü hatalar ve günahlardan kendini alamıyor.

Toplum öfkeli ! Sinir uçları açıkta.. öfke barutu bir elde kibrit diğer  elde.

Sonrasında zihin dünyası alabora olurken, dilin de ayarı kaçabiliyor. Ve bu durum ne yazık ki insanın gönlünü karartıyor...

Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) "Öfke şeytandandır" hadis-i şerifini hiç aklımıza bile getirmiyoruz.

Küfürler, hakaretler, lânet okumalar, iftira atmalar, kötü zanda bulunmalar, beddualar, hemen birilerini arayıp hadiseleri teferruatıyla anlatmalar, dedikodular, nemmamlıklar...

Allah unutuldu ya ! Öfke aklı giderdi ya ! "Allah ne verdiyse.." diyenimiz bile artık "şeytan ne verdiyse" modunda kendini kaybediyor...

Bu hâlde iken, karşımızdaki kişiyi de hiç düşünmeyiz.. acaba haklı mıydı ? Kırdım mı, incittim mi ?.. diye.

Yine bir hadis-i şerifde "Ey Kâbe, sen Allah'ın evisin. Sen mübâreksin fakat bir müslüman, bir mü'minin kalbini kırsa 70 defa seni yıkmakdan daha büyük günaha girer"  buyruluyor.

Diğer bir hadis-i şerifde de buyruluyorki: "Kıyamet gününde ümmetimin müflisi şu kimselerdir ki, namaz, oruç ve diğer ibadetleriyle gelmiştir. Fakat birisine sövmüştür, birisine iftira etmiştir, birinin malını yemiştir, birinin kanını dökmüştür, yaptığı bu zulümlere karşılık, hak sahiplerine sevapları verilir. Sevapları bitince, hak sahiplerinin günahlarını yüklenir ve Cehenneme atılır."

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)'in, konu ile ilgili sözleri ve örnek davranışları varken, maalesef bizler göz ardı edip, tüm bu nefsanî ve şeytanî iğvalardan sonra, hiç birşey olmamış gibi kalkıp Rabbimiz'in huzuruna "pir-ü pâk" mış gibi çıkmıyor muyuz... hangi yüzle ?

"(Yanınıza) Küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları hâlde, size geldiklerinde "inandık" dediler. Allah, onların saklamakda oldukları şeyi daha iyi bilir" (Maide suresi 61)

"Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakda oldukları şey ne kötüdür." (Maide suresi 62)

"Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekden sakındırsalardı ya! Yapmakda oldukları şey ne kötüdür." (Maide suresi 63)

Peki ya, Rabbimiz'in ahsen-i takvim olarak (en güzel surette) yarattığı insanın ağzına bu kötü sözler hiç yakışıyor mu ?

Rabbimiz'i, Peygamberimiz'i (SAV) andığımız, en güzel isimlerini söylediğimiz uzvumuza, küfür etmek, lânet okumak, beddua etmek, hakaret etmek, kötü söz söylemek lâyık değil, olmamalı.

Sonra O kirli ağızla nasıl "Ey Allah'ım", yahut "ya Resulallah" diyebileceğiz ?

"Görmedin mi, Allah güzel sözü nasıl bir misal getirdi? (Güzel bir söz) kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir." (İbrahim suresi, 24)

"Bu ağaç, Rabbin'in izniyle herzaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir." (İbrahim suresi, 25)

"Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir." (İbrahim suresi, 26)

"İnsanlar diliyle söylediklerinden başka birşey yüzünden, yüz üstü ateşe atılırlar mı ?" (Hadis-i şerif, Tirmizi'den)

Kendi nefsimizden başlamak üzere temizliğe önce kalbimizden başlayıp, ağzımızı da (yani söylediğimiz  kötü sözleri terketmek) temizlememiz gerekir ki; temiz bir kâlp ve güzel sözler söyleyen bir ağız ile Rabbimiz'i anabilelim.
Hem abdest alırken ağzımızı yıkamamız da kötü söz söylememek üzere niyet etmek değil midir..?

"Mü'min dil uzatıcı değildir, lânet okuyucu değildir, kötü söz söyleyen değildir." (Hadis-i şerif, Tirmizi'den)

İnsan Allah'ın bahşettiği nefesi, kötü söz ile boşa; bedenini, vaktini, aklını ve fikrini boş, faydasız ve zararlı işlere harcamamalı..

Eğer bu rikkat ve dikkat üzere olunursa işte o zaman gönül rahatlığı ile deriz:"Elhamdülillah" "Eyvallah" .

Dualarımız makbul, gönlümüz mamur, yüzümüz pür nûr olsun inşâ'Allah.

Allah'ın Selâmı ile...