Hayat yolunda habire göç dizilir karınca misali bir gayretle...düzen kurulur, güç devşirilir, hüküm sürülür bir vakte kadar...
Vakti zamanı gelince kurulu düzen bozulur.
maskeler düşer, gerçekler bir bir ortaya çıkar. Defter dürülür. Herkes payına düşeni almaya başlar.
Sezai Karakoç'un bir şiirinde dediği gibi:
"Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır..."
Zamanı gelince göklerde verilmiş karar yürürlüğe girer, kararın hükmü caridir ve kullar onu yaşar/izler...
Bazen bir ibretlik derstir...
Bazen bir hesap kapatılır, müstehaklar hükme bağlanır...
Bazen ayna olur, bakan kendini görür...
Kimine kapalı kapılar açılır, kiminin suratına kapılar çarpılır; kimi kaybeder, kimi kazanır.
Kimi tecrübe eder ders çıkarır; kimi kafasının dikine gider burnu sürtülür, yani hüsrandadır.
Etme bulma dünyasıdır buranın adı, yankı vadisidir, sesiniz döner size gelir...
Zamana emanettir herşey, mazi sandığında tutulur; verilen sözler, atılan adımlar, yenilen haklar, kırılan gönüller, yapılan iyilikler/kötülükler, verilen hükümler...
Ve bir gün gelir, mazi sandığı açılır, ne var ne yok ortalığa saçılır, teraziye çıkılır, sıkletler/boy bos ölçülür. Müstehaklar/tahakkuklar, hak sahiplerine verilir, ne eksik ne fazla, neyse o...
Zamanın durulduğu, her şeyin aslına rücu ettiği o "büyük tartı" anına dair bir şiir:
Kilit pas tutsa da sandık açılır,Tozlu raflardan mazi saçılır.
Kaçış yok o günden, vakit daralır,
Varlığın gölgesi aslına varır.
Ne hile kâr eder ne süslü yalan,
Açığa çıkar her gizli kalan.
Terazi kurulur, kurulur meydan,
Tartılır sinede saklanıp duran.
Boy bos değil artık, yürek ölçülür,
Kibir hırkaları bir bir sökülür.
Eksik gedik neyse öne dökülür,
Hakkın karşısında boyun bükülür.
Müstehak ne ise tahakkuk eder,
Tahakkuk kalemi hükmünü sürer.
Zerre şaşmaz mizan, hakkı Hak derer,
Sahibi mülküne mührünü vurur.
Hakk üzere sabit kadem olan, hakkı ve sabrı tavsiye eden, iyi insanlardan olmamız niyâzı ile...
