Müzik, bazen kelimelerin bittiği yerde başlayan sessiz bir feryattır. Muhayyer makamının o asil ve yükseklerden süzülen edası, gönlümüzdeki en derin sızıları dindirmenin yanısıra, onları bir vakar içinde dile getirir..
Muhayyer makamının ismi "seçilmiş" ya da "tercih edilmiş" anlamına gelse de, ruh dünyasındaki karşılığı daha çok "zirveye ulaşıp oradan sükunetle aşağı süzülmek" gibidir.
Bu makamın verdiği huzur, diğer makamların sunduğu neşeli ya da ağır kederli havadan farklıdır.
Zirveden Gelen Olgunluk
Muhayyer makamı seyir bakımından "inici" bir karakterdedir. Yani söze tizlerden, en yüksek perdelerden başlar. Bu, insanın hayattaki en yüksek enerjisine, başarılarına veya heyecanlarına dokunur; ancak oradan yavaş yavaş karara (alt perdelere) doğru inmesi, insana şu telkini yapar:
"Her yükselişin bir inişi, her fırtınanın bir dinginliği vardır."
Bu iniş süreci, kişide bir "kabulleniş ve olgunluk" hissi yaratır.
Ferahlık ve Genişlik
Muhayyer, Hüseyni dizisinin bir varyasyonu gibidir ama daha geniş bir ufuk çizgisi çizer. Dinlerken göğüs kafesinizin genişlediğini, zihninizdeki karmaşanın yerini uçsuz buçsuz bir bozkır sessizliğine bıraktığını hissedebilirsiniz.
Huzuru bir sahil kasabasında gün batımını izlemek değil, yüksek bir dağın tepesinden ovayı seyretmek gibidir.
Hüznün En Soylu Hali
Muhayyer'de bir hüzün vardır ama bu hüzün "yıkıcı" değildir. Aksine, insanı dik tutan, kimseye el açtırmayan, vakur bir hüzündür.
"Ağlatmaz ama düşündürür"
"Sızlatmaz ama titretir"
Bu soylu duruş, dinleyicinin kendi içindeki kaosu düzenlemesine ve içsel bir barışa ulaşmasına vesile olur.
Muhayyer makamı, yorgun bir ruhun "artık dinlenebilirim" dediği o güvenli limandır. Zihninizi susturup sadece o inişli çıkışlı melodiye odaklandığınızda, makamın size vaat ettiği o "seçkin huzuru" bulursunuz.
Muhayyer makamında bestemiz ve sözleri:
Yorgun yollar bizden bıktı,
Ümitleri söküp yıktı.
Ne bir iz, ne bir ses kaldı,
Suskunlukta boğulduk biz.
Bilinmeze giden yolcu,
Ayrılık yürekte sancı
Hasret rüzgârları vurdu,
Dört bir yana savrulduk biz.
Zaman akıp gitmiş derler,
Yağmurlar sel olmuş gider.
Bir bir soldu o ümitler,
Tükettik ömrümüzü biz.
Kırık hayaller, boş düşler,
Geride kaldı gülüşler.
Ne bir umut, ne bir eser,
Yalnızlığa mahkumuz biz.
Bir yudum suya hasretiz,
Geçmişi özler, bekleriz.
Hiçbir şeyden zevk almayız,
Bu dünyada kaybolduk biz.
Belki bir gün, başka yerde,
Umut yeşerir yine de.
Ama şimdi, bu çilede,
Çaresizce kavrulduk biz.
_1772661660041_1772661684847.jpg)