Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

19 Ağustos 2026 Çarşamba

Çölde Su Arar Gibi İnsan Aramak...

 

Gözün gördüğü her yer insan, gövdenin değdiği her ten çok kalabalık,
Fakat ne bir "ahbap" var, ne de derde merhem bulacak bir dostluk...

Herkes kendi kum kalesinde, herkes kendi dünyasının efendisi,
Ruhların pazarında tükenmiş samimiyetin en son esintisi.

Bir tebessüm ararsın, hakiki, çıkarsız, hesapsız ve saf,
Karşında binbir maske, her biri ayrı bir menfaat, ayrı bir laf.

Serap misali aldatır insanı o süslü, coşkulu caddeler,
Su yerine taş yutulur, günden güne kısalır sabreden vadeler.

Ne garip devir ki bu; ses çok, seda yok; varlık çok, mana yok!
Ruhlar sefil, vicdanlar aç ve sefil; ana herkes görünürken tok,

Omuzlarda yükü ömrün, dilde hep yarım kalmış bir ah,
Kim bilir hangi vefasız yolda zayi oldu kaç güzel eyvah!

Köşeyi dönen merhameti unuttu gitti, giden dönmez geriye,
Dostluklar bir köpük gibi, çarptı kayaya, düştü kör kuyunun ta dibine.

Adım attığın her kaldırım, taş duvar kesilmiş sanki,
İnsan insana yabancı, bu nasıl bir gurbet, bu nasıl bir zamanki?

Cebinde taşıdığı ne varsa harcamış menfaate herkes,
Başı yaslayacak bir omuz kalmamış şu yalan dünyada, faniler bikes.

Yine de susmaz içeride çırpınan o kadim, o dertli ses,
Belki bir dağ başı yalnızlığı, belki tenhada arıyor insan, alacak  son nefes...

Arar durur yine de insan, bulamasa da bilir o hasreti mutlak,
Çünkü kirlenmemiş bir kalptir, dünyadaki en büyük sığınak.

Yine de sönmez içimizdeki o inatçı, o garip umut ışığı,
Belki bir köşede saklıdır hala o fedakâr, o mert insan, o Hakk aşığı...

Ne yazık ki çölde su arayan bir insan gibi kalabalıklarda güzel/iyi "insan" arar olduk,
Meğer yanlış yerlerde aramışız onu, bakmayı ihmal ettiğimiz, omuz silkip yanından geçtiğimiz  harabat ehlinde o insanı bulduk.