Çürümenin arttığı bir devranda toplumsal aksaklıkları ve liyakatsizliği eleştiren bir taşlamaya ne dersiniz:
Liyakat Taşlaması
Üşüşmüşler, sülale boyu, ballara,
Doldurmuşlar heybeleri, talan mallarla.
Oturmuşlar tevarüsle, tâc u tahtlara,
Doğarken sahip gibi, böyle bahtlara.
Haramı, mekruhu severek yerler,
Kul hakkını torpil ile gasp ederler.
Üstüne üstlük ipe un sererken,
Adaletten, hukuktan bahsederler.
Amip gibi çoğaldı ikbalci zevat,
Ehliyet yok, liyakat yok, temel yok.
Nevzuhur siyasaya demeli heyhat,
Beşik kertmesi ikbal mi? kitapta yok.
Eş dost ahbap çavuş bugün dört köşe
Dün gece kondudaydı bugünse köşkte
Rüşvet iltimas torpil mi ? hak getire !
Okuduğumuz kitapta bunun yeri yok
Millete sabır der, kendisi doymaz,
Garip gurebayı sofraya koymaz.
Kendi eğrisini doğru gösterir
Ar damarı çatlamış, utanma da yok.
Yarınlar kararır bunlar yüzünden,
Ayrı düşmüşler hem de halkın özünden,
Doğru seçilmez olmuş yalan sözlerden.
Vebali ağırdır, kaçışı da yok.
Zannetme bu devran böylece kalır,
Mazlumun ahını bir gün Hak alır.
Geriye sadece o utanç kalır,
Tarihin önünde beraat da yok.
