Kırk tuzak kurup da hiç çaktırmayan
Kümese yaklaşan tilkiler gördük
Otlağı görünce kuyruk sallayan
Tilkiden ders almış ceylanlar gördük
Giydiği postunu çıkarıp atmış
Tüyü de dökük maymunlar gördük
Sokakta caddede çarşı pazarda
Çıplak şempanzeler, goriller gördük
Çobansız sürü gibi dolaşanları
Kurt görmüş itler gibi uluyanları
Leş görüp salyası akan çakalları
İnsan suretli çok hayvanlar gördük
Kümeste çok uslu dışarda haylaz
Yumurtası çatlamış tavuklar gördük
Her yanı açıkken başı kuma gömük
Uyanık geçinen devekuşu gördük
Dostluk maskesiyle kuyu kazanı
Arkadan vurmayı hüner sayanı
Baş tâcı ederken yalan dolanı
Doğruyu zindana koyanlar gördük.
Hırsı ile, gözleri kör olanı
Zehirli dilinden, bal damlayanı
Kumaşsız astarsız urba giyeni,
İçi boş, dışı hoş ademler gördük.
Nefsinin kölesi olup gezeni
Zayıfı görünce hemen ezeni
Devran hep böyle gider diyeni
Suyu çekilmiş arkları gördük.
İçindeki insanlığı çoktan unutmuş,
Menfaat uğruna soytarı olmuş,
Vicdanı taş, ar namusu askıda
Kendi gölgesinden korkanlar gördük.
Hâk mizan kurulur, perde çekilir,
Suretler dökülüp, özler seçilir.
Anladık ki dünya elekten geçirir
Elenip dökülen, 'insan'lar gördük.
Bülbülün yerine kargayı koyup,
Gülün kadrini bilmez nadanlar gördük.
Dünya bir hân imiş, gelen geçermiş,
Kandili yanarken göçenler gördük.
