Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

5 Mayıs 2026 Salı

İki mavi arasında...Simyacı

 

Bazen;
insan
İki mavi arasında takılı kalır
tepede mavi gök, yörede deniz

Aslında hep merak etmiştir
gökyüzünün ırağını
deryâların  dibini
bir yanda büyük merak
bir yanda keşif duygusu

"Dalgıçlar" denir ya
ne şanslıdırlar onlar
hani deryada dibi boylayan
incilerle mercanları toplayan

Bir de "Zümrüd-ü Anka" var hani
göğün yüzünü aşan

İşte onlardır
beşerilikten  kurtulan

Ne çare ki, çoğu beşer
kendi bedeninde mahpus
benliğinde hükümlü

Anlayamamıştır oynanan asıl oyunu

Beşer;
koca dünyayı yutacağını sanırmış
hiç düşünmeden de doldururmuş yüreğe
incik boncuğu

Küçücük beyni işgal altında
alacağı satacağı, ne çok emtia
canı çeker durur habire yonga
zehirler kendini oysa mebzullarla

Dünyalıklar gelip geçerken
gözü önünden
bir kedi yanaşır yanıbaşına
bakar tâ gökyüzünün ardına

Yavaşça kaldırır başını o da yukarıya
bakar kedinin bakakaldığı tarafa

Düşününce iki derin maviyi
"Zümrüd-ü Anka"yı, mercanı, inciyi.

Meğer dünya dönüyor
zaman da akıyormuş

Yürür deniz kenarına, düşünür iki maviyi...

İki damla gözyaşından ibaretmiş beşer
derya, namütenahi damlaymış
bir avuç nefesmiş solunan
gök mavisi ise namütenahi nefesmiş

Ey insan !
Bir an düşün, öylece bakakal
sonra kendi içine dal
kır tüm zincirleri
özgürlüğe adım at

İşte o zaman;
hürsün artık
kurtuldun prangalardan
dalgıçlarla hemhâlsin, Anka ile dost...