Meksika’da her yıl 1 Mayısta kutlanan "Eşek Festivali" (Feria del Burro), aslında ironi kalesi kurmak için muazzam bir malzeme sunuyor. "Ekmeğini taştan çıkarma" mücadelesi ile yüzyıllardır yük taşıyan eşeklerin bu festivalde onurlandırılması, mizah için oldukça iştah açıcı.
"Emek ve Dayanışma" terminolojisi üzerinden bu durumu biraz hicvedelim mi ne dersiniz ?
Buyrunuz:
Meksika'da Otumba kasabasında eşeklere en süslü kıyafetlerini giyip podyuma çıkarılması tam bir sürrealizm örneği.
Burada, eşeklerin "en iyi kostüm" dalında, havuç ve elma ikramiyesi için rekabet etmeleri tam bir ironi...
Bir de pankart açsalar değil mi ?..."Yükümüz ağır, sendikamız ahır!"
Festivalin en meşhur geleneği ise, eşekleri bazı ünlü isimler gibi giydirmek. Üzerine kravat takılmış veya bir siyasetçiye benzetilmiş, halinden oldukça memnun görünen bu eşekler bu festivalde; sistemin yükünü çekenlerin, senede bir gün de olsa sistemin sahipleriyle dalga geçmesi....aslında çok katmanlı bir ironiyi barındırıyor içinde.
Bizde "eşek gibi çalışmak" bir yakınma ifadesiyken, Meksikalıların o gün eşeklere tatil yaptırıp onları birer "ünlü" gibi ağırlaması da tam bir ters köşe.
Belki de bu ironini ruhuna en uygun kutlamayı onlar yapıyorlar; çünkü yılın 364 günü gerçek anlamda "eşek gibi çalışan" tek canlı olan eşeklere, o gün gerçek bir mola verdiriyorlar.
Hicvi biraz daha inceltelim..."Meksika’da 1 Mayıs bir başka. Podyumda anırma sesi var. Eşekler taç giyme törenindeler. Sanki dünya bir günlüğüne dürüst davranmaya karar vermiş; yükü kimin taşıdığını kabul edip, alkışı asıl sahibine, yani "dört ayaklı" ırgata vermiş.
★
İnsanoğlunun, asıl "eşeklik" madalyasının kime ait olduğu konusunda tarihsel bir hesaplaşmaya girmesi lazım kanaatimizce. Homo sapiens’in (İnsan türünün) o meşhur "üstün zekasıyla" yaptığı hataları yan yana koyunca, Otumba’daki o masum hayvanlar podyumda sadece aksesuar olarak kalıyor.
Bilimsel adı Homo sapiens olan insan binlerce yıl önce eşeğin sırtına semeri vurdu ve onu köleleştirdiğini sandı. Ama gelinen noktada durum tam tersi gibi...
Eşek, kendisine verilen otu yer ve sadece taşıyabileceği yükün altına girer. Modern insan ise hiç bitmeyecek borçların, hırsların ve ünvanların yükünü kendi rızasıyla sırtlanıp, buna bir de "kariyer" diyor. Kimin daha akıllı olduğu tartışmaya açık!
Yine insanlık uzaya gitmeyi, atomu parçalamayı ve yapay zekayı icat etmeyi başardı ama hâlâ 1 Mayıs’ta bir eşeğe kravat takıp onunla dalga geçerek eğlendiğini sanıyor.
En sofistike algoritmaları yazan "üstün tür/insan", kendi türüyle barış içinde yaşamayı bir türlü beceremezken, eşekler bin yıldır aynı sükunetle ve birbirini kırmadan arpasının peşinde yük çekmeye razı. Biz insanların "eşeklik" dediğimiz şey, aslında eşeklerin asla yapmayacağı kadar karmaşık ve mantıksız hatalar bütünü.
Bu arada "Eşek Şakası"nı da unutmayalım...Biz birbirimize kötü şaka yaptığımızda "eşek şakası" deriz. Oysa Meksika’daki festivalde eşeklerin sessizce podyumda yürümesi, insanın kendisine yaptığı büyük şakanın yanında çok masum kalıyor.
Doğayı talan edip sonra "yaşayacak gezegen yok" diye ağlamak mı daha büyük bir eşeklik, yoksa sırtına bindirilen iki çuvalı taşımak mı?
"Meksika'da eşekler kral ilan edilirken, asıl taç giymesi gerekenler şehirlerin beton ormanlarında kendi kurdukları sistemin altında ezilen 'akıllı' insanlar aslında.
Eşek, yükü bittiğinde dinlenmeyi bilir. Homo sapiens ise dinlenmek için bile çalışmak zorunda olduğu bir paradoks ile yaşar. Biz onlara renkli kostümler giydirip gülerken, onlar muhtemelen içlerinden bizim bitmek bilmeyen hırslarımıza, anlamsız savaşlarımıza ve modern köleliğimize bakıp; "İyi ki sadece anırıyoruz, konuşup da kendimizi bu kadar rezil etmiyoruz" diye de şükrediyorlardır.
Sizce de insanın en büyük "eşekliği", aslında çok basit yaşanabilecek bir hayatı kendi elleriyle bu kadar karmaşık ve ağır bir yüke dönüştürmesi değil mi?
