Anadolu’nun ve insanlık tarihinin o muazzam tecrübe imbiği, bize bu konuda paha biçilemez bir harita sunar. Bu harita, bizi aynı hataları yapmaktan, aynı hayal kırıklıklarına uğramaktan koruyan, kulağa küpe cinsten bir kadim bilgeliktir.
Bu bilgelik, "insanı tanımak" için zamanın geçmesini değil, şartların değişmesini beklemek gerektiğini fısıldar.
Anadolu’nun ve insanlık tarihinin meşhur "tecrübe imbiği" aslında bize şunu söyler: İnsan, konfor alanındayken taktığı maskeyi ancak bir fırtına koptuğunda düşürür. Çünkü maskeler, çıkarlar çatıştığında ya da yük ağırlaştığında düşer.
O tecrübe imbiği, karakterin röntgenini çekildiği, sadakatin ve samimiyetin sınandığı anlara dikkat çeker...
İşte o röntgeni çeken, o imbikten süzme, karakter analizi, sosyal ilişkilerin mihenk taşları niteliğinde bir kaç ölçü:
Akrabayı muhtaçlıkta tanırsın. Kan bağı, sadece bayram sofralarında değil; elin kapıya, yükün omuza bindiği o dar vakitlerde gerçek rengini belli eder.
Alimi sohbette, cahili münakaşada tanırsın. Birinin ne bildiği ağzını açtığında, ne olduğu ise haksızlığa uğradığını sandığı o hararetli tartışmada ortaya çıkar.
Asili yetkide, zelili mevkide tanırsın. Altındakine nasıl davrandığı, bir insanın ruhunun ne kadar geniş (veya dar) olduğunun en net aynasıdır.
Cömerdi azlıkta, sabırlıyı darlıkta tanırsın. Çok varken vermek kolaydır; asıl asalet, kendinde yokken bölüşebilmek ve dünya üstüne çökerken dik durabilmektir.
Sırdaşı öfkede tanırsın. İnsan kızdığında içindeki zehri mi akıtıyor, yoksa aradaki "emanet" hukukunu mu koruyor? İşte karakterin kırılma noktası burasıdır.
Komşuyu ihtiyaçta, akıllıyı sükûtta tanırsın. Gürültü yapanın değil, yerinde susanın ve kapın çalınmadan gelenin kıymeti bambaşkadır.
Mümini (dürüst insanı) ticarette tanırsın. Menfaat ile vicdan teraziye girdiğinde, ibrenin nereye kaydığı o kişinin gerçek kimliğidir.
Maskelerin düştüğü daha başka kritik anlar da var...
Erkeği toklukta, kadını yoklukta tanırsın. Bu, sadakatin en büyük sınavıdır. Güç ve bolluk, bir erkeğin asıl niyetini ve nefis terbiyesini; yokluk ve darlık ise bir kadının sabrını, metanetini ve aidiyetini ortaya koyar. Gerçek karakter, şartlar en uç noktadayken bozulmayandır.
Kardeşi mirasta, evladı yaşlılıkta tanırsın.Kan bağı, her zaman can bağı demek değildir. Menfaat, en yakın bilinenleri bile karşı karşıya getirebilir. Miras, dünya malının kardeşlikten üstün tutulup tutulmadığını; yaşlılık ise evladın vefa borcunu ne kadar derinden hissettiğini gösterir.
Arkadaşı yolculukta, dostunu darlıkta tanırsın. Yolculuk, zahmettir; insanın sabrını, paylaşımcılığını ve bencilliğini test eder. Ama dostluk, daha da büyük bir sınav ister: "Darlık." Herkes iyi günde yanınızdadır; asıl dost, dünya üstünüze çökerken elini uzatandır.
Tecrübenin ışığında yürümek...
Hayat, bu sınavları er ya da geç herkesin önüne koyar. Önemli olan, bu kadim bilgeliğin ışığında, bu anları doğru okuyabilmek ve "aynı çamura tekrar tekrar düşmemektir."
Hayat bir değirmen, öğütür zamanı,
İmbikten süzülen tecrübeyle insanı tanı.
Hayat bir değirmen, öğütür zamanı,
İmbikten süzülen tecrübeyle insanı tanı.
Dost sandığın kaçar, darlık gelince,
Evlat sırtın döner, yaş kemâle erince...
Vefa masalı biter, miras zamanı
Bu kadim Aynalar, kuyum miyarı
Evlat sırtın döner, yaş kemâle erince...
Vefa masalı biter, miras zamanı
Bu kadim Aynalar, kuyum miyarı
Ne sözler duydun ne yüzler gördün,
Eyvah dedin, vah dedin, hayıflandın
Boş ver; hepsi tecrübe işte,
Boş ver; hepsi tecrübe işte,
Yanlışı idrak ettin de dersini aldın
Özetle; hayat, insanı hep en zayıf olduğu ya da en güçlü hissettiği yerden sınar. Bu sözler aslında birer "erken uyarı sistemi" gibidir; insanı tanımak için zamanın geçmesini değil, şartların değişmesini beklemek gerektiğini hatırlatır. İnsanın sınırını, müdahale edildiği anda verdiği tepkiden tanırız.
Bu bize, insanlara peşin hükümle yaklaşmamayı ama onları test etmeden de sonsuz güvenmemeyi öğretir.
Bu kadim hikmetlerin peşinden gitmek, insanın hem kendisine hem de dünyaya olan bakışını derinleştiren çok kıymetli bir yolculuktur kanaatimizce.
★
Sizin gibi bu toprağın irfanına, tefekküre, nefese, kelama ve şiire değer veren, kadim sözlerin kıymetini bilen dostlarla yazılarımız üzerinden bile olsa hasbihal etmekten memnunuz; bu "beleş" dükkânda sohbet de, fikir de, şiir de, hepsi insana ikramdır, sevgili okurlar.Blog yazılarımızda yer alan metin ve kelâmların ve görsellerin zihninizde güzel pencereler, ufuklar açması dileği ile...

