Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

30 Temmuz 2018 Pazartesi

Lâ de keşkülündekilere

Sen misin sâf-derûn 
yoksa âlemdekiler mi ?
Boş ver, et sahibine havale…
Varsın paçozlar saftirik desin,
Şeytana kardeş olan 
kurnaz yanaşmalar var ya !
dehleyiver gitsin…!
Fısk ve nifak tohumlarını
kardeşlerine serpsin…

Öyle bir cehd et ki;
pelteliğini göm çöplüğe,
Mahremiyetindeki 
hazîne-i hümâyûnun tozunu 
ber-heva eyle…

Giyebilsen kisve-i Saâdeti.
Perdedar-ı Seyyid'ül kâinâtın
ki, hayâlatı en büyük saâdet
değil midir, ya !

Fenâ bulacak mevcudatın  visali mi olurmuş,
Velevki asırlar sürsün…
Rüyanın hükmü anca sabaha dek sürermiş
Velevki uyku hali kırk yıl sürsün…

"Yok" u  "Var"a feda mı edeceğiz
yoksa var (zannımız)ı mı yok edeceğiz…
Fani olanlar elde avuçta kalacak mı !
Heyhat…

Unutma !
Muvakkat "ben"i toprak yutacak !
Çatır çutur çiğneyip öğütecek ya !
Meftunun olduğun her şey 
seni terkedecek ya !
Bir kaç gün hatırlanırsın belki
Ya sonra… unutulacaksın ya !
Belki 
bir arefe günü hatırlanırsın,
işte o kadar !

Hani öte zannettiğin, 
ötede olmayan Rabbine giderken
keşkülünde ne vardı ?

Gel keşkülünün muhasebesini yap…

Uğruna bir ömür tükettiklerin,
beridekiler var ya !
Onlar seni terketmeden 
sen gönülden çıkartmayı denesen,
vedâlaşsan onlarla artık !
Henüz vakit varken,
beride iken…
Lâ de hepsine.

28 Temmuz 2018 Cumartesi

"Bir" gönülden hoş sada...


Aşağıdaki satırlarda bir arifin sohbeti esnasında alınan notları okuyacaksınız.
☆☆☆
Bak...hangi taraftandan bakarsan bak ! her şey "O"na çıkıyor.

Bakın, kendimizi öyle bir kıvama getirmeliyizki...her söz, her gördüğümüz obje/nesne bizi O'na götürmeli, O'nu hatırlatmalı...

O'nsuz olmama zemininde kalıcı olmak !

Baksanıza ! ...ne deseniz, ne sorsanız; evirip çevirip O'na bağlıyoruz
 mevzuyu...

Çünkü yeryüzünde herşey isimlerden kelimeden ibaret, çünkü Allah Âdem(a.s.)'e evvela isimleri öğretti...

O'nu unutma kolay eder.
Gönlünde hiçbir şey kalmasın O'ndan gayri. Sonrası kolay...

Maksadın "O" olsun. İsteğin rızası olsun, hepsi O kadar.

İşte o zaman adımlarını artık "O"na göre atmaya başlıyorsun...

Ne yapacağını bilemediğin durumda ise Kur'an (ve/veya Resul) cevabını veriyor.

Her okuduğunda başka bir seviyeden anlayacaksın aynı şey bile olsa. Matruşka gibi...

İç içe anlamlar açıldıkça açılacak...

Âlem içre âlem gizli...kelime içinde mânâ, mânâ içinde mânâlar...

"Selâm"ın içinde selâmet var, emniyet var, güven var, dostluk var, muhabbet var.

Dıştan sığ bakana sadece bir haber, bir kelime..."selam, n'aber" gibi...

"Hayat" ne demek mesela ?
Hayat: nefes, hava, oksijen, fotosentez, güneş, su, mineral etkenlerinin bileşimi. Menşei "Hay".
Ardında ruh...oda Rabbin emri.....zamanla paralel olarak açığa çıkmış hakkın kudreti ve devinimi...

Kelimelere yüklediğimiz anlamlar kadar yakın ya da uzağız...
Sığ ya da deriniz !
Yüzeysel bakmak kolay. Ama karşılığı da basit ve en alt seviye...

Allah âlimdir...

Âlimin bir cümlesinden câhil kitaplar yazar...
Hz. Ali ne der: "İlim bir nokta imiş câhil onu çoğaltmış"
O noktada b(a) harfinin altına gelen nokta imiş...

Arapça b(a) harfi nasıldır...
İşte o nokta ilim.
Herşeye başlarken b(a) ile başlanır yâ'ni "Bismillah"
Yani Allah ile. Allahsız hiç bir şey olmuyor, olamaz. Olma şansı da ihtimali de yok.
☆☆☆
Açız, aç !
İlme aç, irfana aç.
Muhabbetin aslına aç.
Kulluğa aç.

Çaresi mi ?
Lokantada manavda pazarda; evde, arabada, eşyada değil...
☆☆☆
Herkes güzel olamaz potansiyel yoksa...
İnsan ya doğuştan güzeldir, yahut gayret ile güzelleşir...
Doğuştan güzel olanın aslı pâk, su yolu temiz !
☆☆☆
Cereyan kesikse ampül ne işe yarar ya da TV.

Voltaj az mı ?
Cılız ışık verir lamba.
Lamba isli ise, tavuk körü olur insan !
☆☆☆
Arife sormuşlar:
-İşin var mı ?
-Olmaz olur mu ?
-Nerde çalışıyorsun ?
-Gönlümde..! Çalışmayan pas tutar değil mi ? Gönlü ışıldayan gün ışığını neylesin !
 ☆☆☆
Size bir soru...
Farzedinki çiftçisiniz... gönül tarlanız var... sürmeyi denesenize.
Bak ne gader goley...
☆☆☆
Tarlana ne ekmeyi planladın ?
Ekilecek tohum var, ekilmeyeni, ekilmemesi gerekeni var !
Garez eker kin biçersin mesela, ya da hased eker fukaralık biçersin...
İman ek ihlâs ile sula ki, salih amel bahçesi olsun.
Öküz ile sürersen çok geç olabilir. Baharı, ekim zamanını, yağmurları kaçırırsın. Traktör al.
Diyelim ki zamanında ekim yaptın;
ayrık otlarını temizlemezsen zehirli sarmaşıklar ürünü mahveder. Sakın budama onları, kökünden çek, kökü kurusun, değilse yenisi sürer.

Göz, kulak, su yolu; gönül tarlasını sulayan kaynaklar...temiz tutmalı su yollarını.
Akıl, su kuyusunun santrifüjü.
Her kuyudan su çekip gönle vermemeli insan.
☆☆☆
Zikirmatik  mi ?...çoook ucuuuz...

Uzak olan, uzakta olan seslenir kendini duyurmak göstermek için.
Uzak iseniz seslenin belki duyan olur.
Muavin şöföre sesleniyor arkadan, gel gel hoooop !
☆☆☆
Evet, Allahın değnekçisiyim kime ne !
Al sana bir mani:
"Bana değnekçi dediler
Varımı yoğurup yediler
Kıymet bilmez nankör kediler
Allah bak ki neler diler"
☆☆☆
Beytim var, beytullahtayım, olmayanlar inşâ etsin...
Yaaa !
☆☆☆
Geldiiim...geldiğim yere dönene kadar, misafirim !
Ev sahibinin işine hiç karışmam, karışan edebsizdir.
☆☆☆
Allah bizi sacid, abid, şekür, zakir, hamid, mecid, basir, semii, latif, adil, şahid, reşid, muktedir, musavvir, mümin, ganiy, tevvab...eylesin

Hadi kese doldu, çeşme akarken.
Sakın süzgeçle çeşmeye gitmeyin haaa !
Manevviyat çeşmesine süzgeçle giden çok olur. Dünya ölçüsü ve dünyalık akıl süzgeçtir unutmayııın !
Dünyada kıymetli olan manevviyatta hiçtir.
Dünyada hiç olan manevviyatta hazinedir unutmayııın !

Allah dostları harabatta gizlidir, unutmayın...!

Kıymet ölçüsü dünya ve içindekilerden öte bir şeydir unutmayın !

Hadi bu kadar "akl-ı maaş"ı karıştırma yetsin bugün.

Allaha emanet. Allah beraber olsun !
☆☆☆
Kazmayı küreği kapın da geliiiin !
Kuyumuzu kazacaaaz !
Tatlı suyu bulalım inşâAllah...

27 Temmuz 2018 Cuma

Can bahçesine marifet suyu, lütuf ve ikrâmdır…/ Abdulkerim Erdem

Can bahçesine marifet suyu nerden gelirmiş, oku !  (1)
Gönüllere lütuf ve ikrâm edilen ne imiş anla !  (2)
☆☆☆
Can bahçesine iyi bak
Etrafını çit ile çevir
Meyveli olacakların ekimini yap
Marifet suyu ile sula
Can suyuna ilim ilave etmeyi ihmal etme
Bekçini tembihle uyumasın sakın
Ayrık otlarını da daima ayıkla
Dikenlerin büyümesine asla müsade etme
Onlar bitecek sen hep yolacaksın
Leş yiyiciler var,  kargalar var,
Bağ-ı bostan korkuluksuz olmaz.
Sonra lütuf yollarını gözle;
Gök ağlayınca yer gülecek,
Gök damlaları yerden bitirecek
Meyveler olgunlaşacak
Dost meclisindekilere afiyet olacak
                         ☆☆☆
O meclislerde yakin bilgi dile gele
Zannî malumatların dedi-kodusu ötede  dura(3)
Dostlar arifâne sohbet ve tefekkür ede
Hem müşâhede hem münâcât, hem müracât ede
Hikmetin kaynağını(4) bile ki, o kaynaktan kana kana içe
Minnet ve şükran ile gönül denilen marifet evine gire
Sıdk, ikrar, isbat, irâde, muhabbet, havf ve reca neymiş yakîn ile bile
Ebedî mutluluk demi ile bir ve hoş ola...
__________
1)Hucurât, 7. Ayet: "Bilin ki, aranızda Allah'ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkârı, fasıklığı ve (İslâm'ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir".

2)Hucurât, 8. Ayet: "Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir".

3)Hucurât, 12. Ayet: "Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir".

4)Bakara, 269. Ayet: "Allah, hikmeti  dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar".

26 Temmuz 2018 Perşembe

Seyyah ol, et âlemi temaşa…

Seyyah ol gez âlem(ler)i
Bak neler varmış neler
Âdem ol gör nimet(ler)i
Taneler var taneler

Oturdum sabahın seherinde, koyuldum seyre yerden göğe…
☆☆☆
İşte beş yıl önce yeyipte toprağa attığım şeftali çekirdeği hemen önümde, iki adam boyu ağaç olmuş…
Hemen yanındaki kayısı ağacı da ona komşu olmuş…kavga da etmiyorlar küs te değiller !

Suyu da paylaşmışlar toprağı da…kökleri mi ?
Sarmaş dolaş, muhabbetle !

Akşamdan sabaha hasret kaldıkları güneşin ışıklarını içiyorlar kana kana, hem büyümek hem de oksijen üretmek için…

Bir metre ötedeki komşu badem ağacı da eminim dikme değil, o da yetme, yerden bitme…ya insan attı çekirdeğini ya kuşlar !

Gözümün önündeki bahçeden hayat fışkırıyor hayat…yerden göğe !
☆☆☆
Sağımda ceviz, vişne, kiraz, kara dut…
Dal budak salmışlar yerden göğe, arzdan semâya…!
Sunmuşlar kendi geleceklerini etrafında olanlara, meyve ve çekirdekleriyle !
Kurda kuşa, börtü böceğe meyve ikrâm olsun, çekirdek ise soyları da kurumasın diye…
☆☆☆
Kayısı ve çekirdeği; biri laksatif (cıvıklaştırıcı/yumuşatıcı) diğeri pürgatif (katılaştırıcı)... kendi içinde dengeyi kurmuş.
Kabızlara kayısı, ishal durumu olana çekirdek…birlikte denge !
☆☆☆
Beyaz giydi iseniz kara dutun altında dolaşmayın. Hiç şakası yok boyar…
Hem şifa kaynağı dut…ağız yaralarına, aftlara dut şurubu satılır eczahânelerde.
Kara dutu yerken eliniz mi boyandı, hemen yaprağını kopartıyorsunuz, avuçlarınızın içinde ovcalayıp ezerek çitiliyorsunuz.
Aaa o da ne, elinizdeki boyayı çıkarmaya başladı !
Derde derman özünde !
☆☆☆
Ağaçların altındaki alanda sebzeler; domates, maydanoz, biber, salatalık, fasulye, kabak…derler ya anadır toprak !
Ha bire veriyor verebildiği kadar, ikrâmdan geri durmuyor hiç !
Ya insan, ha bire alıyor, sağabildiği kadar…ni'met denizinde yüzüyor ya !
Bir de şükürsüzse...
☆☆☆
İpeksi ipiyle aşağı sarkıyor örümcek ağacın dalından. Saç teli kadar ince ipi karnının altındaki ağ bezinden dışarıya salgılayarak kendi ip merdivenini yapıyor.
Kadayıf nasıl yapılır bilirsiniz !
O ömürceğin bizim tek gördüğümüz salıncak ipi aslında çoklu örgü ipi. Kadayıf telleri gibi teller kevgir gibi deliklerden salgılanarak oluşuyor, tüpten çıkan diş macunu gibi…!
O da ne ? Eyvah  !
Sağ tarafında dört, sol tarafında tek bacak, topal örümcek.
Muhtemelen bir avcının elinden kurtulmuş, üç bacağını kaybederek…bir kağıt uzatıyorum, üstüne çıkıyor ve ağacın üzerine geri bırakıyorum, ayak altında kalmasın diye…

Yaşamaya devam etmeli, hayat hakkı var ve onu da ben vermedim ki alayım !
Hem ayak altında (!) dolaşan karıncalara da dikkat ederim. Oturduğum yerde dolaşan karıncaları yakınımda bulundurduğum kağıt rampa üzerine yürütür balkonun dışına, ayak altından uzağa taşırım, taşımalıyım, taşımalıyız…!

Yürürken de ayak altında kalıp ezilmemeleri için görmeliyiz onları, kafamızı boynumuza bukağı takılmış gibi havaya kaldırıp burnumuzun dikine gitme huyundan da vazgeçmeliyiz !
☆☆☆
Hem ben ondan güçlüyüm, o zayıf diye benim onu ezme hakkım yok, hem de onu görüp kollama sorumluluğum var !
Dünya sadece bana, insana ait değil ki !
☆☆☆
Karıncalar mı !
Kırıntı çöpçüleri; hem de yer altına götürüp depolama işiyle iştigal ediyorlar.
☆☆☆
Bitkiler âlemindeki teslimiyet, üretim ve ikrâm gayreti hayvânlar âlemine geçince azalıyor veya bitiyor !
Hani bir tâbir vardır: "Hayvan işte"
Hayvan aç, gözü doymaz, kavgacı, rekabetçi, burası benim, bana ait mücâdelesini hiç terk edemiyor !
Ötekiye tahammülsüz, zayıf ve güçsüzü ezme/yok etme eğiliminde…
Yeme içme, biriktirme temayülü ile bir hoş…suyun başını ele geçirip su akarken ötekilere bırakmadan keseyi doldurma derdinde !

Ya insan !

Hııım, ve insan…!
Terk etmeli herzeleri…