Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

6 Ekim 2026 Salı

O Felek var ya, kimine yedirir kavun kimine kelek...

 

Paşam;
sen sen ol suçu feleğe atma, o felek var ya, çok sürmez suç atanların çarkını bozar, hem öyle bir bozar ki, çarkına tükürür adamın...
dönen çarkın pas tutar dönmez olur lime lime dökülür, dişlilerin her birisi çürük diş gibi sökülür....

Paşam;
felekte kusur arama sakın, değilse akan sular akmaz olur, yanan ocak tütmez olur, biten otlar bitmez olur, suya giden gelmez olur...
felekle aşık atılmaz, hem üttürür hem öttürür, bir verip sevindirirken on alır seni bitirir, kara çula oturtturur... Sakın ola feleğe rıza göstermezlik etme, o felek var ya, uysal sandığın an pençesini vurur, öyle bir vurur ki, sesin soluğun kesilir, dermanın kökten kurur...Saman alevi gibi parlayan bahtın bir anda söner, rüzgâr tersine döner, dağlar başına yıkılır, yollar yokuşa gelir, en güvendiğin dağlara kar yağar, kışın yazın birbirine karışır...

Paşam;
işler sarpa sarınca sakın kahpe felek deme, sonra sana kahpelik yaptırır, boynuna tasma taktırır, sokak sokak dolaştırır, pişman olursun...Sen sen ol kaderine sövüp sayma, "felek bize niye böyle kin güttün" deyip dert yanma, başa öyle bir bela sarar ki, ne geceyi uyku tutar ne gündüzü huzur bulur, ne yaşayanın kalır ne arkandan bir Fatiha okuyan...

Paşam;
sen sen ol asla feleğe çatma, "zalim felek sana n'ettim neyledim" türküsü çığırma, bir zalim kul musallat eder, gündüzünü gece eder, anandan doğduğuna seni de pişman eder.Sen sen ol felekle dalaşıp kavgaya tutuşma, "ne istedin benden felek" diye feryat figan etme, öyle bir sızı düşürür ki bağrına, ne saraylar dindirir bu acıyı ne hanlar hamamlar, ömrünü zindan eder, nefesini haram eder...

Paşam;
felekle davalaşma, o bildiğini okur, divana durdurur da adamı beraat ettirmez, haksızı ortaya çıkarır, sesini boğar, kör kuyulara atar, bir yudum suya muhtaç eder, sahrada susuz bırakır...

Paşam;
bahtına küstüğün gün bittiğin gündür, feleğe hınç besleme, o hınç seni yiyip bitirir, içini kurutur, saçını ak eyler, belini büker, gözünün ferini söndürür, kör kör parmağım gözüne deyimi yerindeyse seni sana yabancılaştırır...

Paşam;
sakın feleğin oyununa gelip de boyundan büyük işlere kalkışma, o felek var ya, adalet için mazlumun maskesini takar da ardında nice hile saklar, öyle bir oyun kurar ki, mat olduğunla kalırsın, tahtın da yurdun da başını alır gider...

Gözünün önündeki perde kalkar da gerçeği geç görürsün, dost bildiğin namert çıkar, yoldaş dediğin yarı yolda bırakır, ocağına incir ağacı diker de ruhun bile duymaz...

Paşam;
felekle hesap görülmez, borç çıkaran hep o olur, sen alacaklı sanırsın kendini ama son dökümde hep borçlu yazılırsın,  varın yoğun neyin varsa alır götürür, elde avuçta bir kuruş bırakmaz, el kapılarında mendil açtırır...

Paşam;
düzen bozulup da çarklar tersine dönünce, feleğin lanetini üstüne alma, o lanet adamı deli eder, dağlara düşürür, ovada izini kaybettirir, adını unutturur, kimsesizler mezarlığında bir taşsız toprak eyler...

O Felek var ya, kimine yedirir kavun kimine kelek, tatlı tatlı yedirir, acı acı çıkartırır, sana ne işlerinden, sorgulama neyine gerek, sen işini dosdoğru  yap,  elinle ettiğini yaşar bugün ektiğini yarın biçersin, çalı eken diken, rüzgâr eken fırtına biçer...

Hasıl-ı kelâm;
feleğin işi gücü bu; kimine bal kaymak sunar kaşık kaşık, kimi de kalır o acı kelekle baş başa... Sen ne anlarsın onun gizli hesabından, ne karıştırırsın çarkını?

Sen dürüst ol, elini eğri işe sürme, sabırla doku kilimini. Bugün attığın her adım, yarın karşına çıkacak olandır; ne ektiysen kucak kucak, gün gelir onu biçersin boyun büküp.

Çalı ekenin eteğine diken batar, rüzgâr ekenin önüne fırtına dikilir. Bırak felek kendi sazını çalsın, sen kendi türkünü düzgün çağır, asıl keramet ordadır.

Hülasanın hülasası odur ki; felekle baş edilmez, oyununa gelinmez, dirlik de bozulmaz.

Feleğin çemberinden geçtiğini düşünür, belki felekten bir gün çalarsın çalmasına da...ardından felekten öyle bir sille yersin ki feleğin şaşar...

Ne suç at ne hesap sor; sen kendi bildiğinden, doğruluktan sapma. Kim ne ektiyse sonunda onu biçer, rüzgâr eken fırtınayla ödeşir. Felek kendi çarkını döndüre dursun, sana düşen; işini sağlama almak, rızkına hâline razı olmak ve kendi türkünü çağırmaktır.

Ötesi hep laf ü güzaf, vesselâm !