Ne kışlar yaşadık biz çocukluk döneminde...O günleri hatırlayınca hâlâ gözümün önüne soğuk kış sabahlarının çelikleştiren soğuğu, kulağıma ise karın altında gıcırdayan lastik ayakkabıların sesi geliyor...
O zamanlar dünya daha büyüktü sanki, ya da biz çok küçüktük. Sabahın kör karanlığında, odanın buz kesmiş havasına uyanırdık.
Sobanın üzerindeki güğümün hafif fısltısı, dışarıdaki fırtınanın sertliğine kafa tutardı.
Annemiz, elleriyle ısıttığı önlüklerimizi giydirirken, aslında bize sadece siyah okul önlüğü ve beyaz yakalık kumaşları değil, adeta hayattaki zorluklara karşı bir zırh kuşatırdı.
Karlı sokaklar ve Yolun Sessizliği...
Sokağa çıktığımızda bizi karşılayan o uçsuz bucaksız beyazlık, bir engel değil, bir oyun alanıydı. Dizlerimize kadar gelen karda iz açarak ilerlemek, sanki hayatın geri kalanında karşımıza çıkacak zorluklara karşı verdiğimiz ilk sessiz sözleşmeydi.
Ayaklarımız ıslanırdı, ama hiç birimiz şikayet etmezdi bundan, çünkü sınıfa varınca sobanın etrafına dizilecek o sırılsıklam botların kokusu var ya, "başardık" demenin bir yoluydu.
Soğuktan kıpkırmızı olan ellerimiz sızlardı ama o sızı, okul bahçesinde paylaşılan bir simit parçasının sıcaklığıyla hemen unutulurdu.
Ve Umudun Hafızası
O ağır çantaların içinde sadece matematik, tabiat bilgisi, yurttaşlık bilgisi kitapları yoktu; geleceğin doktorları, öğretmenleri, mühendisleri ve en önemlisi "adam gibi adam" olma hayalleri vardı.
Zorluklar bizi eksiltmez, aksine birbirimize teğelleyen bir ipliğe dönüşürdü. Bir eldivenin tekini kaybeden arkadaşına, kendi elini cebine sokup diğer eldivenini veren çocuklardık biz...
Bugün her şeyin daha "kolay" olduğu bir dünyada, o günlerde karda açtığımız izleri özlemle arıyoruz. Çünkü biz, imkansızlığın içinde imkân yaratmayı, yoklukta paylaşmanın lezzetini, sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi, insanı ve doğayı sevmeyi ve saymayı o okul yıllarında ve karlı yollarda öğrendik.
"Zorluklar, ruhun terbiyecisidir. O günlerde üşüyen ellerimiz değil, mahrumiyetin kendisiydi; ama kalbimizdeki o sönmeyen ideallerin ateşi, bizi bugüne taşıyan en büyük mirastır"
.jpg)