9 Temmuz 2026 Perşembe

Lisân-ı hâl...

Whatsapp ile Paylaş

 

"Kişi, hâlinin müşterisidir."

İnsanın kendi içsel yolculuğunu, zihinsel ve ruhsal koordinatlarını zarif olarak özetleyen derin ve süzme bir kelâm ile mevzuya girmiş olduk... 

Bu söz, insanın tesadüfen bir duygu durumuna düşmediğini, aksine kendi "hâl"ini bizzat talep ettiğini, onu satın aldığını ve ona bedel ödediğini fısıldar.

Hâlin Müşterisi Olmak Ne Demektir?

Seçim ve Bedel: Müşteri, bir şeyi talep eden ve karşılığında bir bedel ödeyendir. İnsan da hırsın, huzurun, kaygının ya da sükûnetin müşterisidir. Hangisine yoğunlaşır, hangisine zihni sermayesini yatırırsa, heybesine o hâli doldurur.

İçsel Rezonans: İnsan, iç dünyasında neyi büyütüyorsa dışarıda da onun alıcısı olur. Kaosu satın alan kaosla beslenir; dinginliği arayan, en fırtınalı günde bile o sükûnet dükkânından alışveriş yapar.

Avara Kasnak Olmamak: Zihni kendi doğasında başıboş bırakırsak, piyasadaki en ucuz, en yıpratıcı duyguların (kaygı, sitem, geçmişin yükü) müşterisi oluverir. Oysa bilinçli bir farkındalık, insanın hangi hâle talip olacağını seçmesiyle başlar.

İnsan nihayetinde kendi dükkânının hem tezgâhtarı hem de en sadık müşterisidir. İçeride neyi rafa koyarsak, günün sonunda onu tüketiriz. İnsanın hâli ne ise, davranışında ve fiillerinde o zuhur eder, vücuda gelir...

Bu pencereden bakınca,  ruhumuzun vitrininde en çok hangi "hâl"(ler)in durduğuna, heybemize en çok neyi doldurmayı amaçladığımıza dikkat kesilmemiz elzem...bunun için de evvelemirde "hâl"leri tanımamız ilm-i hâl sahibi olmamız lazım, vesselâm.