Hayranı olduğum ve sözlerini uygulamaya gayret ettiğim, yaşadığı dönemin önde gelen devlet adamlarından, gazetecilerinden ve şairlerinden olan Ziyâ Paşa (1825-1880), önemli bir edebiyat ve fikir insanıdır. Şiirlerinde hürriyet, uygarlık, hak ve adalet gibi kavramları işlemiştir. Aynı zamanda devletteki rüşvet ve adaletsizlikleri çok sert dille eleştiren bir mizaca sahiptir. Birçok önemli devlet görevinde bulunmuş, ancak sadrazamlarla yaşadığı şiddetli siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle sık sık sürgüne gönderilmiştir. Görev yaptığı bölgelerde (Kıbrıs ve Amasya gibi) bayındırlık ve imar faaliyetlerine önem vermesiyle tanınır.
Edebiyatta dilde sadeleşmeyi savunmuş ancak eserlerinde genellikle Divan şiiri geleneğini ve şekillerini sürdürmüştür. Türk edebiyatındaki ilk antoloji (Harabat) ve ilk röportaj (Rüya) denemeleri onun eseridir.
Toplumdaki aksaklıkları eleştiren ve liyakati ön planda tutan bazı beyitleri bugün bile günlük hayatta atasözü gibi kullanılmaktadır
Meselâ çok bilinen iki beyti;
"Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde"
(Kişinin aynası işidir, lafına bakılmaz; aklının derecesi yaptığı işte belli olur.)"
Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir / Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir"
★
Ziyâ Paşa’nın Osmanlı Türkçesinin kelime oyunlarına ve derin anlamsal katmanlarına yaslanarak yazdığı aşağıdaki beyitteki sözler de Türk edebiyatının en meşhur ve en çok düşündüren hikmetli sözlerinden biridir.
İlk bakışta bir tekerleme gibi tınlayan ama içine daldıkça insan felsefesinin (antropolojinin) ve ahlşkın özünün hülasası bu harika beyti kelime anlamlarından başlayarak katman katman açalım mı, ne dersiniz?
İşte o meşhur beyit:"Âdeme âdem gerektir âdem etsin âdemi
Âdem âdem olmayınca âdem netsin âdemi"
(Ziyâ Paşa)
Buradaki sır, aynı şekilde yazılan ve okunan "âdem" kelimesinin üç farklı anlamda (insan, insanlık vasfı/kamil insan ve yokluk) kullanılabilme potansiyelinde ve kelimenin yüklendiği anlam geçişlerindedir.
1. Katman: Kelime Kelime Çözümleme
Beyitteki "âdem" kelimelerini yaygın kabul gören felsefi şerhine göre yerine koyduğumuzda karşımıza şöyle bir anlam örgüsü çıkar:
Âdeme (İnsana): Ham, henüz işlenmemiş, potansiyel taşıyan insanın birine...
âdem gerektir (insan/rehber/muallim lazımdır): Yetişmiş, olgun, kâmil bir insan gerekir ki...
âdem etsin âdemi (insan eylesin o insanı): O ham insanı eğitsin, geliştirsin ve ona gerçek "insanlık" vasfını kazandırsın.
Âdem âdem olmayınca (İnsan, insanlık cevherini ortaya çıkarıp olgunlaşmayınca): Eğer bir kişi ahlâken ve fikren kâmil bir insan mertebesine erişemezse...
âdem netsin âdemi (diğer insan ne yapsın o insanı): Toplum ya da diğer insanlar o ham, vasıfsız ve bencil insanı ne yapsın, ondan nasıl fayda görsün?
Sadeleştirilmiş Özeti: İnsanın eğitimi ve olgunlaşması ancak başka bir yetkin insan eliyle olur. İnsan, insanlık değerlerini kazanıp kâmil bir kul/birey olamadıktan sonra, ne başkasına faydası dokunur ne de başkası ona bir şey katabilir.
2. Katman: Sosyal ve Felsefi Derinlik
Ziya Paşa bu iki satırda aslında Doğu felsefesinin, irfanının ve sosyolojinin temel direklerini inşa eder:
"İnsanın Aynası Yine İnsandır"
İnsan sosyal bir varlıktır ve tek başına "insanlaşamaz". Bir bebeği ormana bıraksanız, biyolojik olarak büyür ama dili, ahlâkı, kültürü, yani insanı insan yapan değerleri kazanamaz. İnsanın potansiyelini (özünü) ortaya çıkarabilmesi için bir muallime, bir rehbere, bir eğitimciye, bir dosta; hülasa "başka bir insana" ihtiyacı vardır.
"Olmak" ve "Doğmak" Arasındaki Fark
Beyit, biyolojik olarak insan doğmakla, ahlâken ve ruhen "insan olmak" arasındaki devasa farkı vurgular. Her doğan Âdem oğlu, potansiyel bir insandır; ama "âdem olmak" emek ister, eğitim ister, kalp kırmamayı, nefsini terbiye etmeyi gerektirir.
Karşılıklı Fayda ve İletişim
Beytin ikinci mısrası muazzam bir sosyal eleştiridir. Eğer bir insan, insani değerlerden (sadakat, vefa, ilim, irfan, adalet) mahrumsa, o artık sadece bir yük haline gelir. "Âdem netsin âdemi" derken, iki ham insanın veya bir kâmil insanla bir cahilin birlikteliğinin imkânsızlığına vurgu yapılır. Gönül gözü kapalı olan, kâmil insanın sohbetinden de bir şey anlayamaz; dolayısıyla kâmil insan da o ham kişi için "neylesin", ona nasıl dokunsun?
3. Katman: Edebi Sanat (Cinas ve İştikak)
Ziya Paşa bu beyitte "cinas" (sesleri aynı, anlamları farklı kelimeleri bir arada kullanma) sanatının zirvesine ulaşır. Yedi kez "âdem" kelimesini geçirerek hem kulağa bir ritim sunar hem de zihni sürekli uyanık tutar. Kelimelerin dizilişindeki simetri ve ritim, beytin hafızalara kazınmasını kolaylaştırmıştır.
Özetle;
Ziya Paşa bu meşhur kelâmıyla der ki:
"İnsan, insanın kurdu değil, yurdudur; aynasıdır ve hamurunu şekillendiren ustasıdır". Kendini eğitmeyen, insanlık cevherini parlatmayan birinin bu dünyadaki varlığı hem kendine hem de topluma bir yüktür.
İnsan kalabilmek ve "âdem" olabilmek için, doğru insanların rahle-i tedrisinden (eğitiminden/terbiyesinden) geçmek, insana kıymet verenlerle hemhâl olmak şarttır.
İnsan olduğunun farkında olan, vicdanlı olan âdemler rast gelmeniz niyâzıyla...
