31 Mart 2026 Salı

Modern zamanların seyyahı

Whatsapp ile Paylaş

Dünya bir virane, ben bir avare,
Bir seyyah gibiyim belki seyyare.
Düşe kalka çıktım yola bir kerre,
Meçhul bu deryada ararım çare.

Gahi güneş doğar, gahi gün batar,
Gurbetin yükü gönle dert katar.
Bilmem ki bu yollar nereye çıkar,
Toprak yastık olur, dert üste yatar.

Yola çıkan elbet zirveler aşar.
Bir "konum" peşinde hedefi arar,
Avareler hangi zamanda yaşar.
Yitik pusulayla yolları şaşar,

Bilmem ki, bu yollar çıkar ne yana?
 Dertlerle kederler yük olur cana.
Savurur rüzgârlar bir meçhul yana
Varılan her durak yabancı bana.

Modern Zamanların Seyyahı: Pusulasız Bir Yürüyüş

Dünyanın gürültüsünde kaybolan, "yerleşik" hayatın rutinlerine sıkışmış ruhların en büyük özlemidir seyyahlık. 
Ama bazen bir seyyah olmak için uzak diyarlara gitmeye gerek yoktur. İnsan, kendi içinde, kendi deryasında da bir seyyah olabilir. Tıpkı bu şiirimizde yazıldığı gibi...

Şiir, hepimizin bildiği ama ifade etmekte zorlandığı o "avare" halimizi, o "seyyare" olma hissini naif bir dille anlatıyor:

“Dünya bir virane, ben bir avare,
Bir seyyah gibiyim belki seyyare.”

Bu mısralar, sadece fiziksel bir yolculuğu değil, ruhun bitmek bilmez arayışını da fısıldıyor. Dünya bir virane gibi gelse de, seyyah o viranede bile bir anlam, bir çare arar. Düşer, kalkar ama yoldan vazgeçmez.

“Düşe kalka çıktım yola bir kerre,
Meçhul bu deryada ararım çare.”

Gurbet sadece memleket özlemi değildir; bazen insanın kendi kendine gurbet kalmasıdır. Şiir, bu içsel gurbeti ve yolların belirsizliğini şu şekilde dile getiriyor:

“Gahi güneş doğar, gahi gün batar,
Gurbetin yükü gönle dert katar.
Bilmem ki bu yollar nereye çıkar,
Toprak yastık olur, dert üste yatar.”

Şiirde dikkat çektiğimiz en önemli noktalardan biri, modern dünyanın sembolü olan "konum" kelimesinin, geleneksel "pusula" kavramıyla karşı karşıya getirilmesidir:

“Bir 'konum' peşinde hedefi arar,
Yitik pusulayla yolları şaşar.”

Bu mısralar ile, teknolojiyle her şeyi bildiğimizi sandığımız ama aslında içsel pusulamızı kaybettiğimiz bir döneme ayna tutuyoruz. Konumumuz belli olsa da, yönümüz, menzilimiz meçhul...

Şiiri, seyyahın yorgunluğunu ama aynı zamanda umudunu da içeren son kıtayla sonlandırdık:

“Bilmem ki, bu yollar çıkar ne yana?
Dertlerle kederler yük olur cana.
Savurur rüzgârlar bir meçhul yana
Varılan her durak yabancı bana.”

Bu şiir, bize şunu hatırlatıyor: Yolculuk sadece hedefe varmak değil, yolun kendisini yaşamaktır. Her durak yabancı olsa da, seyyah o yabancılığın içinde bile kendini bulmanın peşindedir. Pusulasını kaybetse de, yürümekten vazgeçmez. Çünkü seyyah bilir ki; aramak da bir çaredir.
Siz de kendi içinizdeki seyyahı keşfettiniz mi?

Kaybolduğunuzu hissettiğinizde, "konum" yerine içsel pusulanıza baktınız mı?