4 Mart 2026 Çarşamba

Durma, gönül almaya bak !

Whatsapp ile Paylaş

 



Hacı Bektaş-i Veli’nin "Gönül almak" hakkında serd ettiği derin ve zarif öğüdü, aslında hayatın en kısa ama en etkili "kullanım kılavuzu" gibi.

"Gönül almak", sadece bir tartışmayı tatlıya bağlamak değil; bir insanın ruhuna dokunmak, ona değerli olduğunu hissettirmek ve dünyayı bir nebze daha katlanılır kılmak demek.

Şu üç noktadan bakınca bu söz daha da anlam kazanıyor:

İnsanın ömrünü düşününce zaman kısıtlı... "Durma" kelimesi bir aciliyet belirtir. Yarın her şey için çok geç olabilir, bu yüzden nezaketi ertelememek gerekir.

Anadolu irfanında en büyük ibadet olarak görülür, çünkü gönül, "Nazargah-ı İlahi" (Tanrı’nın baktığı yer) olarak bilinir. Bir gönlü incitmek bir şehri yıkmaya, bir gönlü yapmak ise dünyayı kurmaya eşdeğerdir.

Kin ve nefret taşımak yorar. Gönül almaya odaklanan bir zihin, negatif enerjiden arınır ve hafifler.  Dolayısı ile bir yükten kurtulur...

Bir şiir, buyrunuz:

Durma gönül almaya bak,
Şekle değil sen öze bak.
Zerreyi gör sevmeye bak,
Ettiklerin bulur seni.

Kibir dağı aşsa bile,
Düşürür bak dilden dile.
Gül verenler gül alırlar,
Ettiklerin bulur seni.

Dünya malı elde kalmaz,
Kırık kalp hiç huzur bulmaz.
Tohum eken darda kalmaz,
Ettiklerin bulur seni.

Niyetindir yolun sonu,
Aşka bağlanır her konu.
Hatırla hep sen bu sonu,
Ettiklerin bulur seni.

Yüze gülen sahte olma,
Dışı süslü, boş kap olma.
Kimseye sen engel olma,
Ettiklerin bulur seni.

Aç kapıyı, gir içeri,
Dönmez zaman asla geri.
Sakla dilde her cevheri,
Ettiklerin bulur seni.

Güneş her gün doğar, batar,
Toprak her bir canı yutar.
Sevgi seni diri tutar,
Ettiklerin bulur seni.

Bu şiirdeki derin manayı biraz daha açalım; "gönül almak" sadece bir özür dileme meselesi değil, bir varoluş biçimidir. Anadolu irfanında gönül, insanın pusulasıdır. Eğer o pusula şaşarsa, gidilen hiçbir yolun sonu aydınlığa çıkmaz.

İşte "durma gönül almaya bak" düsturunun gündelik hayattaki ve ruhsal dünyadaki karşılıkları:

Şekilden Öze İnmek

Dünya artık vitrinlerden ibaret. Kimin ne giydiği, neye sahip olduğu ya da nasıl göründüğü, kim olduğunun önüne geçti. Oysa "öze bakmak", bir insanın maskelerinin altındaki o saf cevheri görebilmektir. Birinin hatasını değil, o hataya sebep olan yarasını fark ettiğiniz an, gönül kapısı size aralanır. Şekil aldatıcıdır ama öz her zaman gerçektir.

Zerreyi Görmek ve Sevmek

Büyük mucizeler beklemek yerine, küçük anlardaki güzelliği fark etmektir bu. Bir gülümseme, bir selam, bir "buradayım" mesajı... Evren, zerrelerin birleşmesinden oluşur. Bir karıncanın yolunu değiştirmemekle bir insanın kalbini kırmamak aynı teraziye konur. Küçük şeyleri sevmeyen, büyük sevdaların yükünü taşıyamaz.

"Ettiklerin Bulur Seni"

Hayat koca bir vadidir; ağzımızdan ne çıkarsa dağlara çarpıp bize geri döner. Birine verdiğiniz huzur, gün gelir en darda olduğunuz anda karşınıza çıkar. Birinin kalbinde bıraktığınız yara ise, en beklemediğiniz anda sizin ayağınıza takılır. Bu bir ceza değil, dengedir. Gönül alan, aslında kendi geleceğine huzur tohumları eker.

Zamanın Aciliyeti: "Durma"

Neden "durma" der ozanlar? Çünkü zamanın telafisi yok. "Yarın yaparım, yarın barışırım, yarın anlatırım" dediğimiz her an, aslında bir kayıptır. Ölümün olduğu bir dünyada hiçbir kırgınlık, o kalbi onarmaktan daha önemli değildir.

Bu Felsefeyi Bugüne Nasıl Taşırız?

Küçük Jestler yapamaz mıyız ? Bazen sadece bir "nasılsın?" mesajı bile bir gönlü tamir etmeye yeter.

"Dinlemeyi bilmek" aslında unutulmaması gereken bir davranış...Birini gerçekten, yargılamadan dinlemek, ona verilebilecek en büyük hediyedir.

Ve haklı olma çabasını bırakmak... Çoğu zaman haklı çıkmak, bir kalbi kazanmaktan daha az değerlidir.

Bu hususta bir kaç hikmetli söz:
"Ben gelmedim dâvâ için benim işim sevi için / Dostun evi gönüllerdir gönüller yapmağa geldim" (Yûnus Emre)

"Ak sakallı bir hoca / Ne bilsin kim hak nice / Emek vermesin hacca / Bir gönül yıkar ise" (Yûnus Emre).

"Kadeh kırarsa da erbâb-ı dil gönül kırmaz / Dokunma hâtıra âdâb-ı işret öyle değil"
(Muallim Nâci)

Hâsıl-ı kelâm gönül almak, aslında kendi ruhumuzu temizlemektir. Kirli bir aynada kimse kendi güzelliğini göremez; gönül aldıkça insanın gönül aynasının tozu silinir.