12 Ocak 2026 Pazartesi

Hakikatin Gölgesinde: Etiket ve Muhasebe...

Whatsapp ile Paylaş

 

Modern insanın en büyük açmazlarından biri; "etiket ile hakikat arasındaki uçurum"da olmasıdır. 

Günümüz dünyası, bilginin hızla yayıldığı ancak hikmetin aynı hızla terk edildiği garip bir paradoksun içinde deviniyor. Sokaklar "arzın üstünde yürüyen ölüler" ile doluyken; ünvanlar, diplomalar ve sosyal statüler gerçek bilginin (irfanın) yerini almış durumda. Bu durum, toplumun kılcal damarlarına sızan bir "etiketli cehalet" salgınını da beraberinde getiriyor.

1. Etiketin İllüzyonu:

Geleneksel irfanımızda "âlim", bildiğiyle amel eden ve tevazu sahibi olan kişidir. Ancak tasvir edilen "etiketli cühelâ", bilgisini bir kalkan veya bir ticaret metaı olarak kullanır. "Mangalda kül bırakmayan" bu zümre, dışarıdan bakıldığında "ülemâ" (bilginler) kisvesine bürünse de, içeride "fikir serab" ve "dîl hârâb" (gönül harap) durumdadır. Buradaki trajedi, kişinin kendi cehaletini bir unvanın arkasına gizleyerek hem kendini hem de toplumu kandırmasıdır.

2. Arzın Üstündeki Ölüler ve Beden Kabri

En sarsıcı imgelerden biri, hayatta olup da ruhen ölü olanlar ile bedeni toprakta olup da manen yaşayanlar arasındaki farktır.

Nefsinin esiri olan, aklı bir "seyyâre" (gezegen) gibi başıboş dolaşan insan, fiziksel olarak nefes alsa da aslında bir ölüdür.

Hakiki diriler, bedensel arzularını (nefsini) bir kabir gibi susturabilmiş, ruhunu "Havz-ı Kevser"den içen bir bilinç düzeyine ulaştırabilmiş olanlardır.

3. Akl-ı Küll Nehrinde Arınmak

"Zamanın behrinde" yaşayan akiller, cüzi akıllarını (sınırlı insan aklını), Akl-ı Küll (tümel akıl/ilahi hikmet) nehrinde yıkamışlardır. Bu arınma, kibri ve "burnundan kıl aldırmaz" tavrı yok eder. Gerçek bilgi, insanı mağrur değil, mahcup kılar. Meczubun nefsine galip gelişi, sözde âlimin nefsine mağlup oluşundan çok daha yüce bir makamdır.

Sonuç: Nefsini ve Nefesini Bilmek

Nihai çağrı bir "öz" hatırlatmasıdır: "Nefsini bil, nefesini bil!" Zira nefesini sadece nefsinin arzuları için tüketen bir ömür, en büyük ziyandır. Etiketlerin geçici, rütbelerin fani olduğu bu dünyada; insanı "arzın üstünde yürüyen bir ölü" olmaktan kurtaracak tek şey, etiketi bir kenara bırakıp hakikate ram olmaktır.

"Dîl hârâb ise, ünvan neye yarar?                       Akıl serab ise, kelâm kime şifa olur?"